DRACULA’NIN ŞEHRİ BRAŞOV – BRAŞOV GEZİ REHBERİ

0
269
Gösterim
Photo By Zehra Yaman

Hepimiz biliriz Dracula’yı.Efsanevi vampir hikayeleri kimimize korkunç, kimimize saçma gelmiştir aslında. Ama hiç düşündük mü bu hikaye nerde doğdu? Ya da gerçekten böyle bir yer var mı? O zaman kalkın Romanya’ya gidiyoruz. Bu yazımızda Dracula’nın Şehri Braşov – Braşov Gezi Rehberi ile bu güzel şehri tanıtmaya çalışacağım

Braşov, Romanya’nın güney bölgesinde Bükreş’in etrafında bulunan güzel, tipik Alman mimarisine sahip şehirlerden bir tanesi. Tampa dağına doğru çıkıp güneşin şehrin ardında batışını izlerken, akşam daracık sokaklarda gezerken ve meydan da bulunan kafelerde bir şeyler içerken iyi ki gelmişim diyebileceğiniz sıcak bir şehir.

BRAŞOV ‘A NASIL GİDİLİR?

Türkiye’den Bükreş Otopeni Havalimanı’na vardığınızda buradan kiralayacağınız bir araba ya da tren ile Braşov’a 2-3 saate varabilirsiniz.iki şehir arası yaklaşık 190 km. Ülke için yaklaşık 3 sene önceye kadar Türk vatandaşları Romanya’ya özel vize almaktayken, artık shengen vizesi de geçerli olmaktadır.

Bükreş Otopeni- Braşov tren biletleri 25-30 lei yani 26-31 TL gibi ücretlerde. https://www1.cfrcalatori.ro/en/

Braşov- Bran Castel için;  AutoGar’a gelerek minibus seçenekleriyle (10-15 lei/TL) şehir merkezinden 45 dk sonra, kendinizi Raşnov-Bran Castle’da bulacaksınız.

http://www.ratbv.ro/routes-and-timetables/

http://www.bran-castle.com/directions.html

BRAŞOV HAKKINDA

Romanya’nın turistik şehirlerinden biri olan Braşov tarihi dokusu ile tam seyretmelik bir şehir. Tarihte bilinen Transilvanya’nın topraklarında bulunan Braşov, Alman kökenli şövalye topluluğu (Teutonic Knights) tarafından 13. yy’da kurulmuş olduğundan ortaçağ esintileri taşımaktadır. ‘Drakula’ efsanesinde esinlenilen, Kazıklı Voyvada’nın şatosunun bulunduğu şehir de diyebiliriz.

Karpat Dağları’nın bir uzantısı olan Tâmpa Dağı, şehrin doğa manzarasını oluştrmakta.Teleferik ile şehre yukardan bakabilir, seyir keşfine çıkabilirsiniz.

BRAŞOV’DA GEZİLECEK YERLER ve BRAŞOV GEZİ REHBERİ

Old City Center (Piata Stafului)

Şehir merkezinde (old city center), minik kafeler, restaurantlar ve alışveriş yapabileceğiniz shoplar bulunmakta. Meydan da Trompetçi Kulesi ve Casa Sfatului yani konsey binası var. Burada geleneksel kostümler giyinen trompetçiler müzik yapıyor. Ortaçağ’da cadı avının yapıldığı dönemlerde de, birçok kadın bu meydan da yakılarak öldürülmüş. Şehir güzel ama ünlendiği şeyler çok farklı.

       

Özellikle akşamları tarihi kentin dar sokakların da kaybolup, gezmek çok daha eğlenceli olabilmekte. Tarihi dokunun korunduğu şehirde, ışıklandırmalar daha güzellik katıyor evlere ve sokaklara..

Braşov aynı zaman da Slow Food akımı üyelerinden bir şehir.Ben de tam bu etkinliğin olduğu zamanda ordaydım. Birçok ev yapımı yemekler, ekmekler, peynirler ve tatlı çeşitleri. İstediğinizden tadım yapıp, satın alabiliyorsunuz. Gezdiğiniz yerlerde kültürel etkinliklere denk gelmek bence çok değerli. O kültürü canlı yaşama fırsatı bulup, aralarına karışıyorsunuz. (Slow Food akımını başka bir yazı da bahsedeceğim.)

 

 

     

Black Church

1383-1480 arasında yapılmış olan bu kilise, bilgilere göre Viyana’dan İstanbul’a kadar olan alanda en büyük gotik kilise imiş. İçerisinde 4000 borulu bir kilise orgu var ve burada tarihten bu yana hala Temmuz ve Ağustos aylarında kilise orgu resitalleri verilmekte.

1689 yılında çıkan yangında cephesi kararmış ve mimarisinden ötürü gotik izler taşıdığından adı Siyah Kilise olarak değişmiş. Kilisenin içinde duvarlarda bulunan kurşun izleri 23 Aralık 1989’daki Romanya’da komünizm karşıtı devrimin izleri. Sokaklarda ve binalarda da bu izleri görebilmeniz mümkün.

Siyah Kilise, yazın Salı-Cumartesi saat 10.00-19.00 arası Pazar 12.00-19.00 arası açık. Kışın ise kapanış saati 15.00. Giriş ücretli (15 lei). Fakat öğrenci, çocuk indrimleri mevcut.

Tampa Dağı -Teleferik

Teleferik, şehrin doğusundaki Tiberiu Brediceanu Parkı ile Restoran Casa Pădurarului arasından kalkıyor. Dağ boyunca yapılmış olan yürüyüş yollarını takip ederek Hollywood stilindeki Braşov yazısının olduğu noktaya ulaşabilirsiniz. Manzarayı görmenizi çok isterim, yeşilin altında ki muhteşem minyatür şehir görülmeye değer.

Ağaçların altında tertemiz bir havada arkadaşlarınızla yürümek ve fotoğraf çekmek keyifli bir deneyim. Biz kalabalık bir ekip olarak o anların tadını fazlasıyla çıkarmış olduk.

Bran Castle-Dracula

Osmanlı tarihinde Kazıklı Voyvoda olarakbildiğimiz III. Vlad Tepeş’in Drakula Şatosu olarak bilinen Bran Kalesi. Abraham Bram Stoker’ın yazdığı Drakula’ya ilham veren Vlad Tepeş yani Kazıklı Voyvoda 1448-1476 yılları arasında Eflak Hükümdarlığı yaparken bu kalede dönem dönem yaşamış. Kalenin içinde bulunduğu doğasına hayran kalmamak elde değil.

Şatoyu gezerken içeride çalan müzikler biraz ürkmenize ve havaya girmenize neden olabiliyor. Gezi esnasında duvarlarda Dracula romanı hakkında, dönem döne yaşamış tarihi karakterler hakkında bilgilerin bulunduğu yazıları görebilirsiniz.

 

Şato etrafında sevdiklerinize ve kendinize hediyeler alabileceğiniz birçok yer mevcut. Bran Castle girişi ücretli 10-20 lei arasında değişen fiyatlar çocuklar, öğrenciler için indirimli.

 

 

 

 

NE YEMELİYİZ?

Gördüğünüz gibi şirin ufak bir şehir burası. Rumen insanlarını ben severim balkan kültürü buralarda da yaygın aslında.Ev yapımı reçeller, kekler, ekmekler ve peynirler. Bunları kesinlikle tatmalısınız. Meydan ve etrafında birçok patiseri ve restaurant mevcut. Eğer yazın giderseniz de külahta dondurma yemeyi unutmayın derim.

Braşov Gezi Rehberi Braşov Gezi Rehberi Braşov Gezi Rehberi Braşov Gezi Rehberi

Braşov Gezi Rehberi Braşov Gezi Rehberi Braşov Gezi Rehberi Braşov Gezi Rehberi

Bizi Takip Edin
Önceki İçerikKafkasların ve Hazar Denizi’nin Yıldızı Bakü – Bakü Gezi Rehberi
Sonraki İçerikAlmanya’nın Biricik Başkenti – Berlin Gezi Rehberi
Ben Gamze , halk arasında diplomaliasci ile çağırılan "gıda mühendisi" yim.Bu kız, Gıda Mühendisi olarak ne yapar diye sorarsanız eğer; kek çikolata bisküvi filan yapar, tadına bakarım. Bana da dünya da düşen görev bu. Ne zevkli değil mi? Üzgünüm ama evetttt... Gezmeyi çok severim bizim ailede genetik olduğunu düşünüyorum. 30 yaşıma kadar Türkiye'de 7 şehirde yaşadım tabi bu esnada da güzel ülkemizi gezme şansı buldum.Tabi bu arada bir sene kadar da yurtdışı macereası var. Reşat, Vakkor kadar gezemesemde kendimce vakit buldukça planlar yaparak gezmeye çalışıyorum. Aramızda olmasına gerek yok onları çok kıskanıyorum! Net :)
PAYLAŞ

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here