İsveç Seyahat Rehberi – İskandinavya’nın İncisi Bir Viking Ülkesi

8

İsveç’e Hoş Geldiniz – İsveç Seyahat Rehberi 

Birçok açıdan Avrupa‘nın en güzel ülkelerinden biri olan İsveç, birçok insanın yaşamak ya da gezmek açısından hayalini kurduğu ülkelerden biri de ayrıca. Bu yazımda bu muhteşem ülke hakkında genel bir giriş yazısı yapmak istedim. İsveç‘e seyahatlerinizi planlamadan önce bilmeniz gerekenleri bu yazıda bulabilirsiniz. İşte İsveç Seyahat Rehberi

İsveç Seyahat Rehberi
İsveç Seyahat Rehberi

Para birimi: İsveç Kronu (1 Euro =10 SEK tir.)

Yönetim şekli :Parlamenter demokrasiye dayalı anayasal bir monarşidir. İngiltere gibi kraliyetin yalnızca sembolik olduğu anlamına geliyor. Ülkenin resmi adı da İsveç Krallığı’dır.

Vize: AB ülkesidir. Dolayısıyla Schengen vizesi gerektiriyor.

Resmi Dil: Elbette İsveççedir ancak yaşlısından gencine neredeyse tüm İsveçliler İngilizce bilir.  

İklim: Kışları felaket zorlu geçen bol bol kar altında kalan bir ülkedir.Yazları da sanılanın aksine soğuk değil ortalama bir sıcaklıktadır .(Küresel ısınma onları da vurmuş olmalı)

Markalar: Şimdi sıra neredeyse hepimizin duyduğu ama İsveç markası olduğunu bilmediği isimlerde  :İkea, Volvo, H&M, Spotify, Skype, Tetrapak, Ariston, Scania…

Türkiye ile arasındaki saat farkı: İsveçin saati 1 saat geridir.

Tamam tamam çok da kısa olmadı ancak son olarak birkaç ünlü İsveçlinin adını da yazdıktan sonra İsveç kültür turumuza başlayabiliriz.

Ünlü isimler: Alfred Nobel, ABBA, Zlatan İbrahimoviç, Tove Lo, Lykkie Li, Avicii

İsveç’e Ne Zaman Gidilmeli? – İsveç Seyahat Rehberi 

Yukarıda da bahsettiğim gibi kışlar öldürmez ama süründürür vaziyettedir. ’Bana soğuk işlemez.’ diyorsanız buyrunuz efendim ancak benim önerim şöyle ki Mayıs – Haziran‘a kadar beklemek en iyisi. Yazın da soğuktur diye düşündüğünüzü duyar gibiyim ancak korkmanıza gerek yok. Sabah şort tişört giyip gezebilir akşama doğru da bir üstünüze polar atarak sıcak kalabilirsiniz.

İsveç’te Ne Yenir ve Neler Denenmelidir?

Elbette en önemli besin maddesi balık ve diğer deniz ürünleridir. Özellikle de “Ringa balığı”. Açık büfe bir restorana gittiğinizde her çeşit sosa bulanmış bu lezzetli balığı deneyebilirsiniz. Bir diğer nokta neredeyse her öğünde sofrada haşlanmış patates bulunması. Ekmekle arası yalnızca kahvaltıda ve “fika”larda olan İsveç halkı patatesi oldukça fazla tüketir. Fika da nedir? der gibisiniz. Fika’ya ayrı bir başlık ayırmam gerekecek çünkü “Fika” nedir bilmeyen İsveçi gezmiş sayılmaz.

İsveç Seyahat Rehberi - İsveç'te Ne Yenir?
İsveç Seyahat Rehberi – İsveç’te Ne Yenir?

Kahvaltılarda öyle Türk kahvaltısı gibi bolluk yoktur ama oldukça az ve besleyici gıdalar yenir. Genel olarak yulaf, meyve, wasa, ekmek, marmelat ve tereyağı tüketilir. Sabah sabah balık yediklerini de görmüşlüğüm vardır. Kahvaltıları karnımı doyursa da gözümü pek doyurmamıştı açıkçası.

İsveç‘te bulunduğum dönemde denediğim bir diğer ilginç lezzet de “Ren geyiği” idi. 10 saat boyunca 100*C de pişirilen ren geyiği eti kesinlikle diğer etlere benzemeyen yumuşak bir kıvama sahip. Özel zamanlarda,aile yemeklerinde tercih edilen bir yemekmiş.

Bazı bölgelerde Bizon parkları bulunuyor . Eğer aranızda ilginç lezzetler denemeye istekliler varsa buyrunuz. Bu parklarda bizon eti de deneyebileceğiniz restoranlar var . Avestavisentpark Restoran

İsveç Seyahat Rehberi -Bizon Parkı
İsveç Seyahat Rehberi -Bizon Parkı

Elbette geldik İkealarda gördüğümüz o meşhur minik İsveç köftelerine. Yanında kaldığım aileden edindiğim bilgilere göre İsveçliler bu köfteyi aslında Türklerden öğrenmiş .

Aslında duyduğunuz şeye şaşırmadınız  değil mi? Bunun yanında pek çok bizden öğrenilip kültürlerine geçmiş yemeğimiz de bulunmakta (Kaldormar gibi-merak edenler bir göz atabilir bildiğiniz lahana sarmasıdır) http://www.foodemperor.com/cooking/classic-swedish-kaldolmar )

Daha önce de dediğim gibi İsveç halkı sosları çok sever hatta sulu yemeklerinde bile kullanırlar. Yemeklerinin yanına da koymak için İsveç’teki neredeyse her evin bahçesinde yetişen lingonberry sosu koyarlar. Bu minik kırmızı meyveleri toplayıp ezip içine biraz da şeker ilave edip kavanozlara koyarlar. Tatlıların içine ya da yemeğin yanında sıklıkla tüketirler.

Evet, şimdi geldik Fika’ya. İsveç halkı öğünlerine çok dikkat eder. Kesinlikle 3 ana, 3-4 de Fika yaparlar. Peki nedir bu Fika ? Bizim dilimizde çay saati de denilebilir. Onlar da daha çok kahvedir. Masaya meşhur wasa krakerleri, tipik tarçınlı çörekleri, küçük ekmekler ve kocaman peynir kalıpları konulur. Ve elbette tereyağı. Ekmeğin üstüne bir bıçak tereyağı, bir parça yağlı İsveç peyniri ve bir bardak kahve Fikayı anlatmak yeterlidir. Fikalar gece bile yapılabilir. Günün en eğlenceli öğünüydü benim için .

İsveç’ten Ne Alınır?

İsveç otantik el işçiliğinin tipik bir örneği olarak “Dala Atları”nı gösterebiliriz. İsmi ilk yapılmaya başlandığı Dalarna’dan gelir. Viking zamanlarından beri atlar halk tarafından kutsal kabul edilir ve çocuklara tahtadan at figürleri oyulur. İlk boyanmaya başlaması ve üstündeki figürler hakkında pek çok fikir olmakla birlikte atların bu hali çok sevilmiş ve geleneksel bir simge haline gelmiştir.

Dala Atları - İsveç Seyahat Rehberi
Dala Atları – İsveç Seyahat Rehberi

Ülkenin her yerinde neredeyse tüm hediyelik eşya dükkanlarında Dala Atları hakkında hediyelik bulabilirsiniz. Seyahat Koleksiyonculuğu

Madenler – İsveç Seyahat Rehberi 

Bulunduğum 21 gün boyunca pek çok madene turistik amaçla gezi düzenlendi. Sonradan öğrendik ki İsveç madenleri dünya demirinin %25 ini sağlıyormuş. Eski zamanlarda içlerinde pek çok çocuk madencinin de bulunduğu bu madenlerde yüzlerde kişi göçük altında kalarak hayatını kaybetmiş.

Bulunduğumuz madenlerde bizlere ilginç bir gelenekten bahsedildi. Madenlerde yaşayan bir kadından bahsedilirmiş. Ona maden leydisi denirmiş ve evinin madenlerin içi olduğu içeri giren madencileri koruduğu düşünülürmüş . Ancak madenciler madende sağ kalmak istiyorlarsa ona saygı duymalı ve belli kuralları yerine getirmeliymişler. Bu kurallardan ilki ve en önemlisi madenlere girilmeden önce kapının 3 kez çalınıp maden leydisine evine girileceğinin haberini vermekmiş. Bir diğeri madenlerde görülen hiçbir canlıya asla zarar verilmemesiymiş çünkü maden leydisinin o canlıların kılığında madencileri koruduğuna ve onları gözlediğine inanılırmış. Son olarak da madenlerin içinde tükürmek yasakmış. Toprakla uğrasan madenciler için çok zor olan bu kural için variller getirilirmiş ve elbette hijyenik olmadığı için pek çok madenci hastalanırmış.

Toplumsal Kültür

Çok kültürlü ve hoşgörülü yapısı ile tanınan bu ülkede özellikle insan hakları, kadın-erkek cinsiyet eşitliğine çok önem verilir. İnsanların kişisel alanları çok önemle üstünde durulan hassas bir konudur. İlk etapta soğuk görünen bu halkın görünüşü aslında soğuk değil utangaç olanlarından kaynaklanmaktadır. Aslında oldukça misafirperver ve cana yakındırlar. Dakiklik hayat memat meselesidir. Geç kalmaktan ve kalınmasından hiç hoşlanmazlar Genel olarak çok çevrecilerdir. Yerde bir çöp görsünler kendilerinin olsun olmasın hemencecik toplamaya başlarlar. Umarım bir gün bizler de bu kadar duyarlı oluruz.

İsveç Seyahat Rehberi - İskandinavya'nın İncisi Bir Viking Ülkesi
Radhuset İstasyonu / Stockholm

Festivaller

Bilinen birkaç film festivalini de yazmak istedim. İlginizi çekerse diye web site adreslerini de aşağıya bırakıyorum.

Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Umarım keyifli bir okuma olmuştur. İyi seyahatler dilerim.

Tuğba Büşra Yavuz

Önceki İçerik12 Bingöl Gezi Tavsiyeleri – Şehir Tavsiyeleri Yazı Dizisi
Sonraki İçerikRenklerin ve Kanalların Şehri Venedik  – Venedik Gezi Yazısı
Merhabalar ben Reşat Taman, Diyarbakır doğumlu, seyahat ve fotoğrafçılık tutkusu ile yanıp tutuşan, 14 senedir fırsat buldukça hayallerinin peşinden gitmek için Dünya’yı arşınlayan ve bu hayalleri gerçekleştirirken gittiği her yerde zıplayarak imzasını koyan, 32 yaşında kısmi zamanlı bir gezginim. Normalde fotoğraflarımdan bile anlayacağınız üzere, enerjimi işime de yansıtarak, Gaziantep’te İpekyolu Kalkınma Ajansı’nda 7 yıldan bu yana Yatırım Uzmanı ve Eğitmen olarak görev almaktayım. 14 senede 3 kıta ve 60 ülkeden 300'e yakın şehir gezdim. Hatta bazı şehirler/kasabalara ayak basan ilk Türk olduğum konusunda iddialıyım. Seyahatlerime başlarken önce bir kıtayı bitirip sonra diğerlerine başlayacağım demiştim. Bu yüzden ilk Avrupa kıtasını İzlanda hariç tamamen bitirdim. Son zamanlarda özellikle zaman ayırma anlamında seyahatin zor olduğu Afrika ve Asya kıtalarına başladım. Son olarak benim için işin en zevkli kısmı olan zıplama muhabbetinden de bahsetmek istiyorum. Ben oldum olası kadraj karşısında durup poz vermeyi ya da selfie çekmeyi bir türlü sevemedim. Ama sonuçta gittiğimiz yerlerde bir hatıramız olmalıydı. Ben de kendime bir imza bulmaya karar verdim. Bu imza öyle bir imza olmalıydı ki benim seyahate olan aşkımı, tutkumu ve enerjimi yansıtmalıydı. Sonunda gittiğim tüm şehirlerde ve kasabalarda zıplayarak yüzlerce imzadan oluşan bir koleksiyonum oldu. Seyahat tutkumuzun hiçbir zaman sönmemesi dileğiyle...
PAYLAŞ

8 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here