Hindistan: Renklerin Ülkesi – Hindistan Gezi Rehberi

0
100
Gösterim

Gez, Gör, Eğlen; Renklerin Ülkesi Hindistan!

Rotamız Altın Üçgen!!

Bizlerden çok ama çok farklı olan bir kültürün içine doğru yol alma vaktimiz geldi. “Dünya’da ne hayatlar var”ın ikinci bölümü sizlerle. 

Hindistan renkli kültürü, kalabalığı ve şaşkınlığımızla birlikte bizi içine alıyor. Her yerin karışık olduğu insanların dip dibe adım atmaya çalıştığı, çocukların peşinizde koştuğu, satıcıların kolunuzdan tuttuğu, tapınaklarda yaşanan dinlerin tınısı, adım başı burnunuza gelen kimi zaman leziz kimi zaman kaçmanızı sağlayan sokak satıcılarının meşhur yemekleri ile, Hindistan bizlerle.

Tam olarak neler hissettiğimi sizlere anlatmak istesem de, bunun çokta mümkün olmadığını biliyorum. Çünkü böylesine farklı bir kültürü yaşamanın verdiği değişken hisleri neyle tanımlasam eksik kalır. Ben sizlere gezip gördüğüm ve beğendiğim yerlerden bahsedeyim en iyisi.

Hindistan seyahatimizde ilk durağımız Delhi. Havaalanından taksi ile konaklayacağınız otele gidebilirsiniz. Sizlere kesin bir taksi ücreti vermek istesem de veremiyorum çünkü Hindistan’nın yüz ölçümü büyüklüğü nedeni ile  şehirleri de bu büyüklükten ötürü nasibini almış durumda ve her yerde konaklamak için otel bulabilirsiniz. O yüzden net bir ücretimiz yok. Ama size şöyle söyleyebilirim; her şekilde pazarlığınızı yapın ve aldığınız indirimli fiyatı unutmayın. Eğer oteliniz havaalanına yakınsa ve bavulunuz yoksa tuk tuklar da bir seçenek ama uzak mesafelerde Hindistan trafiğinde çok yorucu olabilir. Diğer bir seçenek ise seyahatinizden önce ayarlayacağınız özel şöförlü araç olacaktır. Siz gelmeden önce havaalanında, şöförünüz sizi bekliyor olacaktır. Hindistan ile ilgili bir önceki yazımda acente bilgilerini bulabilirsiniz. Ve sizlere söylediğim bu ulaşım yollarını şehir içi turistik gezilerinizde kullanabilirsiniz.

DELHI 

Eski ile yeniyi iç içe barındıran, aralarında uçurum kadar fark olsa da her iki tarafta birşeyler bulacağınız güzel bir şehir Delhi. Ben Delhi’ye 1 gün ve iki gece ayırdım ve bu süre bana yeterli geldi. Gelin hep birlikte Delhi’de gezeceğimiz yerlere bakalım

Yeni Delhi ( New Delhi)

Sokaklarının düzeni ve evlerinin güzelliği ile Hindistan’ın geri kalanından oldukça farklı bir atmosfere sahip. Dünyanın en ihtişamlı devlet sarayı, adalet ve polis binaları  sizlere merhaba! Diyecek Yeni Delhi’de. Bununla birlikte Hindistan’ın her yerinde korna çalmak serbest ve adet iken bu bölgede korna çalmak yasaktır. Sarayın etrafında sürüler halinde uçan kartalları izlemek  oldukça keyifli. Saray turistik ziyaretlere kapalıdır. Bu güzeller güzeli sarayı sadece dışardan izleyebilirsiniz.

Gurudwara Bangla Sahib

 Diğer yazımda bahsettiğim Sikh’lerin mabedi tam karşımızda. 

Hindistan şartlarında temiz; cami, tapınak ve diğer ibadethaneleri bulmak çok zor ve neredeyse imkansız. Sikh’ler bu şartlarda tapınaklarını tertemiz tutuyor ve paylaşmanın ne kadar önemli olduğunu bize bir kez daha gösteriyor. Birlikten kuvvet doğar diyor ve sizleri bir sonra ki durağımıza götürüyorum.

Eski Delhi(Old Delhi)

Delhi iki farklı dünyayı içinde barındırıyor. Bir tarafı yepyeni ve tertemiz sokaklarla refah içinde yaşarken. Bir tarafı da kalabalık, üst üste ve keşmekeş sokaklara sahip. İşte tam o anda etrafınıza bakıp nasıl bir dünyanın içinde olduğunu düşünüyorsunuz. Bizden çok ama çok farklı bir kültür size doğru geliyor ve bu kültürü yaşamanın hazzı ile birlikte daha çok keşfetmek istiyorsunuz. Eski Delhi’ de gezerken bisikletli arabaları kullanabilir ve toptan olarak satış yapan çok büyük ve meşhur Cavri Pazarı’nı rahatlıkla gezebilirsiniz. Yürüyerek te gezmeyi tercih edebilirsiniz ama çantalarınıza çok dikkat edin; kalın sapları olan bir sırt çantası kullanın ve sırtınıza değil ön tarafınıza asın. El çantası ya da ince askılı çantalar kullanmayın; saplarını keserek çantalarınızı çalabilirler. Ne alınabilir bu pazarlardan diye sorarsanız? Herşey mevcut; baharatlar, çaylar, süs eşyaları, kumaşlar, kınalar, geleneksel kıyafetler ve kadın takıları v.b. Hintli kadınların taktıkları takılar çok otantik ve bir o kadar da güzel; almadan sakın evinize dönmeyin derim!

Jama Masjid

Tam adı Masjid-i Jahān-Numā, bilinen adıyla Jama Camisidir. (Cuma günleri cemaatin kalabalık olması sebebiyle “cemaat camii” ve “jama camii” adıyla anılmaya başlamıştır.) Eski Delhi‘nin başlıca ve en büyük camisidir.

Beşinci Babür İmparator’u Şah Cihan tarafından yaptırılmış. Bu muhteşem caminin yapımına 1650 yılında başlanılmış ve 1656 yılında tamamlanmıştır.

Şehrin en işlek pazarlarından “Çavri Pazarı” yolunun başlangıcında bulunur. Caminin bahçesinde 25.000 Müslüman aynı anda saf tutabilir. Camide geyik derisine yazılmış antik değeri olan bir Kur’an-ı Kerim ve birkaç kutsal emanet bulunmaktadır.

Lotus Tapınağı

Tapınağın mimarisi adından da anlaşıldığı gibi büyük bir lotus çiçeğinden oluşmaktadır. Tarihi bir yer değildir. Peyzajı çok güzel yapılmıştır. İçini ziyaret edebiliceğiniz gibi bahçesinde de dolaşabilirsiniz. 

Şimdi Delhi‘ye veda etme zamanı, yolculuğumuz Agra’ya doğru devam ediyor

AGRA

Delhi’den sabah 08. 30’da ayrılıyoruz.  Agra’ya ulaşım için karayolunu kullandık. Delhi’den yaklaşık 5 saat sürdü yolculuğumuz. Delhi – Agra arası otoban olan yolu tercih ettik. Diğer türlü Hindistanın trafiğinde 5 saatte Agra’ya varmamız neredeyse imkansız. 

Agra’ya ne için mi geldik? Tabi ki güzeller güzeli Tac Mahal ve bununla birlikte Tac Mahal dönemine ait tarihi yerleri görmeye. Gelin hep birlikte Agra’yı keşfedelim

Öğleden sonra Agra Şehri’ne ulaşıyoruz. Otelimizde biraz dinlendikten sonra, kiraladığımız araç ile birlikte  Agra Kalesi için yola çıkıyoruz. Agra’da yaşayan insanlar için turizim büyük bir gelir kaynağı, halkın genel gelir seviyesi çok düşük. Yol kenarlarında göreceğiniz yıkık dökük marketler, yalın ayak gezen insanlar, küçük su birikintilerinde yıkanan çamaşırlarla birlikte; yıkanan insanlar, inekler, köpekler, keçiler v.b… uzayan bir liste var Agra’da. Bununla birlikte satıcı ve dilenen çocuklar her yerde. Hayatlarında güzel yemek, güzel bir yatak, bir kitap, bir çift ayakkabı, kıyafet görmemiş; zorla ya da mecburiyetten çalışan masum çocuklar; insanı düşünmeye ve çok derinlere götürmeye yetiyor. Şehrin bu karmaşası ile birlikte bıçak gibi keskin bir şekilde ayrılan, tarihi yerlerin göz kamaştırması zıtlıkların içi içe yaşandığı bu şehirde bir harita gibi adeta. Kısa bir şehir turundan sonra kıpkırmızı, heybetli hali ile Agra Kalesi karşımızda. 

Agra Kalesi

Agra Kalesi, Hindistan’daki Agra şehrinde yer alan tarihi bir kaledir. Kale, Babür başkentinin 1638 yılında Kızıl Kale’den Delhi’ye taşındığı yıl olan 1638 yılına kadar Babür imparatorlarının ana yerleşim yeri idi. UNESCO tarafından 1983 yılında  Dünya Mirası olarak ilan edilmiştir. Kalenin içinde barındırdığı ilginç özellikleri sayesinde güvenliği en üst seviyededir. Kalenin önüne geldiğinizde kale kapısına ulaşmak için büyük ve geniş bir köprüden geçmeniz gerekmektedir. Şimdileri köprünün altındaki oluklar bomboş olsa da eskiden su ve timsahlarla dolu olan bu olukların kullanılma amacı biraz korkunç ve zekice bir yöntemdir; güvenli bir kalede yaşamanın ve savaşları atlatmanın en güzel örneklerinden biridir. Olukların içinde bulunan timsahlar kalenin bir numaralı bekçileridir. Kale kapısından girdikten sonra kalenin içinde yürürken yokuş yukarı bir eğimden zikzak çize çize çıkıyorsunuz. Bunun nedeni saldırılar sırasında kalenin içine giren askerleri yavaşlatmak, şaşırtmak ve kalenin içinden, eğimli yola kalın kalasları bırakmak ve saldırıları önlemektir. Birden çok engeli cesur bir şekilde atlattığımıza göre Agra Kalesi’ni keşfetme vakti geldi. Kale duvarlarının arkasında bizleri çok güzel mimariler karşılıyor.Kale içine girdikten sonra sağınızda kalan bölgede Şah Cihan’a ait küveti göreceksiniz. Daha sonra  Şah Cihan‘ın sarayı sizleri karşılayacaktır. Şah Cihan’nın 3 eşi vardır ve Saray kapısının girişinde ki detaylar 3 eşini temsil etmektedir. Eşlerinin dinleri Hindu, Yahudi ve Müslümanlıktır. Ve yaptırdığı bu sembolleri, eşlerinin kültür ve dinlerinden almıştır. Sarayın odalarını ayıran kapılar bulunmamaktadır. Bunun nedeni havanın sıcak olması ve serinliğin her yere yayılmasıdır. Soğuk kış ayları geldiğinde kapılar kalın örtülerle kapatılır. Ve duvarların arasında bulanan minik koridorlarda ateşler yakılır ve ısıtma sağlanırmış. 

Gelelim misafir odalarına; odada kaldığınız sürece ne konuştuysanız; sesiniz aynı şekilde duvarlara yayılıyor ve sesinizi rahatlıkla başkaları dinleyebiliyor. Test edildi. Kesinlikle inanılmaz. Kıpkırmızı tuğlalarla inşa edilen Agra Kalesi yerini Tac Mahal’in mermerlerine bırakıyor ve sağımızda ki pencerelerden baktığımızda uzaktan olsa da tüm heybeti ve ihtişamıyla Tac Mahal’le tanışıyoruz. Sarayda ilerlerken Şah Cihan’ın Tac Mahal’i gören zindanına geliyoruz. Böylesi bir aşkla yaptırdığı, karısının mezarına gidememek; kendisini derinden etkilemiştir diye düşünüyoruz. Şah Cihan’ı o zindana mahkum eden oğlu Alemgir’in neden bunu yaptığını soruyoruz. Rehberimiz bize Şah Cihan’ın kendisine de bir mezar yaptırmak istediğini ama ülkenin kaynaklarının buna el vermediğini söylüyor ve bu yüzden oğlu bu kararı alıyor. Agra Kalesine veda vakti, gün batımı için Mehtap Bahçesine gidiyoruz.

Mehtap Bahçesi

 Mehtap Bahçesine giderken çadır kasabası olan bir yerden geçiyoruz insanların naylon ve bez parçalarını yamayarak başlarına koymak için oluşturduğu minik parçalar veya tenteler altında herkesin ve herşeyin iç içe yaşadığı; kimilerinin toprağın üstünde uyuduğu değişik bir kasaba. Rehberimizin anlatımına göre; Milyoner Filminin bir kısmı bu çadır kasabasında çekilmiş. Mehtap Bahçesi; yemyeşil ve çiçekli bitkileri ile bizi karşılıyor. Tac Mahal‘in arka tarafında bulunan bu bahçeden Tac Mahal’e bakarken büyülenmemek elde değil. Ve artık otelimize dönebiliriz. Yarın sabah gün doğumunda Tac Mahal bizi bekler.

Tac Mahal

  Tac Mahal 1631-1654 yıllarında inşa edilmiş anıt mezar. İslâm türbe mimarisinin en önemli eserlerinden birisi olarak kabul edilir. Babür İmparatorluğu‘nun 5. hükümdarı Şah Cihan‘ın 17 Haziran 1631 tarihinde genç yaşta ölen eşi Ercümend Bânû Begüm için o zamanki imparatorluğun başkenti olan Agra‘da Yamuna Nehri‘nin kıyısında yaptırılmıştır. Mümtaz Mahal‘in ve 1666’da ölen imparator Şah Cihan‘ın mezarlarını barındırır. Krallığın en parlak döneminde yapılmış anıt mezar. Tac Mahal’e gitmek için taksi veya tuktuk kullanabilirsiniz. Yaklaşık 2 km bir uzaklıkta iniyorsunuz ve daha sonra Tac Mahal için ayrılan özel servisleri kullanarak Tac Mahal’e ulaşacaksınız. Bu servislere kişi başı 100 ila 150 Rupi veriyorsunuz. Ve Tac Mahal bütün ihtişamı ile bizi karşılamakta; dün bir kaç kez uzaktan görmüş olsak ta içine girdiğimiz an bambaşka duygular hissediyoruz ve gezmeye başlıyoruz. Güneşin doğuşunu izlemek için geldik fakat hava çok bulutluydu güneş bir türlü göstermedi yüzünü; şanslı olduğumuz nokta bulutlarla Tac Mahal gerçekten harika. Hele bir de restorasyon olmadığı için çok mutluyuz. Tac Mahal’in etrafını dolaşırken bütün Agra şehrini rahatlıkla görebilirsiniz. Cuma günleri müslümanlar öğlen namazlarını Tac Mahal’de kılabiliyorlar. Onun için ziyaretlerinizi Cuma günü dışında seçmekte fayda var. Tac Mahal’i geride bırakırken yola çıkma vaktimiz geldi. Son rotamız Jaipur( Pembe Şehir).

JAİPUR’ A HOŞGELDİNİZ

 Agra’dan Jaipur’a yaklaşık 6 saatte varıyoruz. İzlediğimiz yol çok konforlu olmamakla birlikte, trafik yoğunluğu çok fazla olan bir karayolu. Ve yol kenarlarında mola vermek için doğru düzgün yerler bulunmamakta. Bu nedenle yanınıza yiyecek ve içecek birşeyler almakta fayda var. Akşam üzeri Jaipur’a varıyoruz. Otelimiz şehir merkezine yarım saatlik uzaklıkta, şehir içi ulaşımınızı taksi ve tuk tuklarla sağlayabilirsiniz.

Bu şehir gerçekten pembe. Denildiği kadar varmış dedim kendi kendime, genel olarak Hindistan’da izlediğimiz rotalarda gördüğümüz tarihi yapılar Babür İmparatorluğu‘na ait olmakla birlikte;  Pembe Şehir’de Hint tarihi eserlerini daha fazla göreceksiniz. Otelimizde biraz dinlendikten sonra kendimizi Jaipur‘un renkli mi renkli çarşılarına atıyoruz. Bütün hediyelik eşyaları bulabileceğiniz dopdolu çarşılara sahip olan bir şehir Jaipur. Bununla birlikte insanların ısrarlarından hiç bir şey almadan da dönebilirsiniz; tıpkı benim yaptığım gibi. Gelin hep birlikte Jaipur’da gezintiye çıkalım.

 Biz Jaipura 1 gece ve 1 tam gün ayırdık ve merak ettiğimiz bütün yerleri gördük

Hawa Mahal 

Jaipur’un merkezinde bulunan çarşıda yer alan minik minik renkli pencerelere sahip değişik bir yapı ile karşılaşıyoruz. Bu tarihi yapı 1799 yılında; kraliyet ailesi kadınları için yaptırılmıştır. O dönemde sokağa çıkamayan bu kadınlar, pencerelerden caddeyi izleyip eğlenirlermiş. Günümüze tam anlamı ile kusursuz bir şekilde ulaşmıştır. Bu yapıya bakarken; camdan bakan kadınları hayal edip, harika fotoğraflar çekebilirsiniz. Yapı çok büyük olduğu için, karşı caddede bulunan binanın üst katına çıkıp güzel fotoğraflar elde edebilirsiniz.

Jal Mahal ( Su Sarayı)

Amber Fort’a doğru yola çıkıyoruz. Yolda giderken Jal Mahal’in önünde durup hakkında bilgi almayı unutmuyoruz. Gölün ortasında bulunan bu saraya ziyaretçi alınmıyor. Ve rehberimizin dediğine göre göl yapay bir göl ve eserin 4 katıda sular altında. 

Amber Kalesi

Kocaman bir tepenin üzerinde yer alan görkemli bir kale. Kaleye gitmek için; tuk tuk, araba ya da fil kullanabilirsiniz. Fillerle tur satan insanlar sizlere sadece fillerin gidebileceğini söylerse inanmayın. Her türlü araçla kalenin giriş kapısına ulaşabilirsiniz.

Kalenin şehir merkezine uzaklığı 11 kilometredir. Sarayın kapladığı alan ise 4 kilometrekareyi bulmaktadır. Sarayın içine girdiğinizde dağlara sağlı sollu uzanan ve Çin Seddi’ni andıran surları görebilirisiniz. Amber Kale’si Meenas tarafından inşaa edilmiş ve daha sonra Raja Man Singh tarafından yönetilmiştir. Saray yapımında; kırmızı kum taşı ve mermer kullanılmıştır. Her biri avluya sahip dört kattan oluşmaktadır. Sarayın içinde su pınarlarının olduğu harika bir bahçede bulunmakta. Tanrıca Şiva adına adanan bir tapınağıda Amber Fort’un içinde görebilirsiniz. Bu tapınaktaki dini ritüellere katılabilir ve Şiva hakkında bilgiler alabilirsiniz. Bu güzeller güzeli saraya günde 5000 kişi ziyaret etmektedir. 2013 yılında UNESCO Dünya Mirası Alanı olarak ilan edilmiştir.

Gezip Gördüğümüz Yerlerin Bilet Fiyatları

  • Agra Fort: 550 Rupi 
  • Amber Fort: 500 Rupi
  • Taj Mahal:1100 Rupi
  • Mehtap Bahçesi: 200 Rupi

Hindistan hakkında ki genel bilgileri bir önceki yazımda bulabilirsiniz.

Hindistan Altın Üçgen rotamız burda son bulmakta, başka bir ülke ve başka bir şehir ile görüşmek üzere diyor ve her anınızın tatil tadında geçmesini diliyorum. Hoşça kalın!!! hindistan, hindistan, hindistan, hindistan, 

Bizi Takip Edin

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here