4 Günde Paris Turu | Fransa’nın ikonik başkenti Paris yüzyıllardır dünyanın en ünlü şehirlerinden biri. Aşkın, sanatın, mimarinin, edebiyatın, sinemanın şehri Paris’te görmeniz gereken onlarca mekan var. İnanın 10 gününüz bile olsa bu şehirde sıkılmazsınız. Ancak kısıtlı vakti olanlar için en önemli rotaları kapsayan mini bir rehberle karşınızdayım.

1. Gün: Paris Panoramik Turu – 4 Günde Paris Turu
Gezimizin ilk gününü panoramik şehir turu olarak planladık. Öncelikle Paris’te ulaşım dünyanın en rahat olduğu yerlerden biri. 14 Metro Hattı ve yüzlerce durak ile dünyanın en büyük metro ağına sahip. Buna bir de tramway ve otobüsler de eklenince, nereye giderseniz gidin rahatlıkla ulaşabilirsiniz.

Yürüyerek bu şehrin tamamını gezmek ciddi zaman ve enerji gerektirir. O yüzden en güzel sınırsız metro kartı alarak gezmek.
Paris’te Şehir içi Ulaşım: Navigo Card – 4 Günde Paris Turu
Eskiden Paris’te bölgelere göre biletler almanız gerekiyordu ancak son 4-5 yıldır Navigo Card sayesinde bu sorun oldukça basit bir hale geldi. Havaalanlarına ulaşım da dahil, 7 gün boyunca tüm ulaşım araçlarına (RER dahil) sınırsız binebiliyorsunuz. Ancak şunlara dikkat etmelisiniz;
- Navigo Card Pazar’ı Pazartesi’ye bağlayan gece 00:00’dan bir sonraki hafta pazar gecesine kadar 1 haftalık olarak satılıyor. Yani Salı-Çarşamba alırsanız pazara kadar kullanabilirsiniz. Cuma-Cumartesi alırsanız kullanmak için Pazartesi’yi beklemek zorundasınız .

- Bu kart ile tüm otobüs, metro, tramway ve Versay, Havaalanları, Disneyland gibi RER ile ulaşım sağlanan yerlere de ücretsiz gidebilirsiniz.
- Yanınızda mutlaka 1 adet vesikalık götürmelisiniz. Kartı herhangi bir metro istasyonundan 31 Euro karşılığında alabilirsiniz. Üstüne hemen isminizi – Soyadınızı – tarihi yazdıktan sonra fotoğrafınızı yapıştırmanız gerekiyor.
- Bir üstteki maddeden anlaşıldığı üzere her kartı 1 kişi kullanabilir.
- Online alırsanız ilk vardığınızda havaalanından şehir merkezine de kullanabilirsiniz. Maalesef fiziki kart havaalanlarındaki kiosklarda satılmıyor. Biraz kurnazlık yapmışlar. Ama online alırsanız bir sorun yok.
1. Güne devam edecek olursak;
Sonra ilk gördüğüm yerlerin başında Madeleine Kilisesi vardı, Concorde meydanındaydı. Benim için anlamı büyük kiliseydi, çünkü Chopin, en sevdiğim klasik müzik bestecisinin cenazesi bu kilisede yapılmıştı. Tam 52 Korint sütunu bulunan, Yunan tapınağını andıran dev bir yapı. Concorde meydanında, ayrıca dikilitaşı da görebiliyorsunuz.

Sonra Eiffel Kulesine doğru yola çıktık. Bir siyahi bana zorla Eiffel kulesinin maketini satmaya çalıştı, fiyatı çok indirince aldım ben de. Akşamleyin ışıl ışıl Eiffel manzarası bir harikaydı. Champs-Élysées bulvarından geçerken meşhur zafer anıtından “La Marseillaise” marşı eşliğinde nöbet değişimine denk gelmek harikaydı. Orada akşam yemeğimizi yedik ve otellerimize geçtik.
2. Gün: Montmartre’den Eiffel’e
İkinci gün Montmartre’de arkadaşımla buluşmuştum. Amelie filminin çekildiği çift değirmenli cafe’ye gitmiştik. Amelie filminin izleri dururken Earl Grey içmek çok güzeldi, bir de piyano vardı orada çalmaya çalışmıştım 🙂

Sonra merakla beklediğimiz Eiffel kulesine gitmiştik. Müthiş bir Paris manzarası vardı, düzenli bir kentin görünümünü Eiffel kulesinden çok net görebiliyorduk. 31 Mart 1889 senesinde evrensel sergi için açılan, büyük tepki gören ancak daha sonra Paris’in sembolü olan 324 metre yüksekliğindeki kuleye çıkmak harika anılar bırakmıştı. En tepede Gustav Eiffel ve Thomas Edison ve de kızının olduğu balmumu heykelini, odasını da görmüştük.
Birçok anı ve hikayeyi de barındırır Eiffel kulesi. Bunlardan Guy de Maupassant kuleyi görmemek için her gün yemek yermiş, 1930 senesine kadar en yüksek kuleymiş.
Daha sonra zafer takını gezmiş, oradan da Champs-Élysées bulvarının manzarasını izlemiştik, tam yanında da meçhul asker anıtını görmüştük, sönmeyen ateş vardı. Napolyon’un zaferlerini anmak için 1806’da yapılmıştı Zafer Takı. Meçhul Asker Anıtı da 1921’de 1. Dünya Savaşı’nda ölen Fransız askerlerinin anısı için yapılmıştı.
Ardından Sen nehrinde tura çıkmıştık, tam bir tarih turuydu. Louvre müzesi, Orsay müzesi, Notre Dame kilisesi, hepsini görebiliyorduk, ayrıca 13. yüzyıldan kalma köprüleri ve adaları da görebiliyorduk. 15 Nisan 2019’da büyük yangın geçiren Notre Dame’nin yangın kalıntılarını görmek çok üzmüştü beni. Ayrıca Victor Hugo’nun Notre Dame’ın Kamburu kitabına da konu olmuştu.
Akşamleyin de büyük imparator Napolyon Bonaparte’nin kasketini rehin bıraktığı, Diderot, Benjamin Franklin, Jean Jacques Rousseau gibi dev siyasetçi, devrimci ve yazarların da ziyaret etmiş olduğu Procope Restaurant & Café’ye gitmiştik. Dünyanın en eski cafe ve restoranlarından olan yer 1676 yılında açılmış, 1872 senesinde kapanmış ve sonra 1920’de tekrar açılmıştı. Procope Cafe’de 17. yüzyıldan kalma kitapları bile görebiliyorsunuz, ayrıca devrimcilerin portreleri de asılıydı, yemekleri bir harikaydı, yemekten önce şarap tadımları da vardı. Fransız Devriminin planlandığı yerlerdendi aynı zamanda.
Champs-Élysées Bulvarı Hakkında Dipnotlar
- 1670’lerde Kral XIV. Louis tarafından açılmış, 1806’da Napolyon Bonaparte tarafından genişletilmiştir.
- Zafer Takı’nın olduğu yer
- Linde Galerisi muhakkak gezilmeli
- Disneyland’a giden trenin başlangıç noktası
- Alışveriş, restaurant, cafe&barları gezmek
- Tour de France’ın bittiği yer
- 14 Temmuz’da askeri geçit noktası
3. Gün: Louvre ve Saint-Germain des Prés
Üçüncü gün benim için büyük gündü, belki de çocukluğumdan beri gitmeyi çok istediğim Louvre müzesine gidecektim. St. Lazare istasyonuna hemen Piramid durağında indik ve önceden bilet aldığımız için müzeye hemen girdik. Daha zaten metrodan indiğinde müze başlıyordu; muazzam bir yerdeydik. Ters piramit de şaşırttı beni, AVM de vardı. Ardından dev sfenks heykelini görerek müzeye ziyarete başladık.

Mona Lisa tablosunu, Milo Venüsü’nü ve Zafer Tanrıçası Nike’yi gördük. Gericault’un Medusa’nın Salı, Delacroix’nın Halka Önderlik Eden Özgürlük, Jacques Louis-David’in Marat’ın Ölümü ve Napolyon’un Taç Giymesi tablolarını gördüğüm tablolardan sadece bazılarıydı. Veronese’nin Kana Düğünü tablosu da muhteşemdi, 70 metrekarelik uzunluğuyla Mona Lisa’ya adeta rakip gibiydi.
Müzeyi gezerken her yerde Mona Lisa tablosunun nerede olduğu ile ilgili bilgiler de vardı ve dünya devi eseri yerinde görünce büyük bir heyecana kapıldım. Etrafı çok kalabalık, her yerde de güvenlik vardı. Tablosunu gördüm, fotomu çektirdim; dönüp etrafıma baktığımda ondan daha güzel tablolar vardı.

Sonra Saint-Germain des Prés’de Café de Flore’de meşhur Fransız tostunu yemiştim. Bu cafe’ye dünyaca ünlü filozoflardan Sartre da gelirdi. Tam karşısında Bruno Catano’nun Seyahatleri Temsil Eden Yarım Heykeli, Saint-Germain des Prés Kilisesi’ni, Marie Antoinette ve de meşhur devrimcilerden Marat’ı bıçaklayan Charlotte Corday’ın tutsak olduğu Concergerie’yi, yanık halde duran Notre Dame Katedralini ve Grève Meydanı’nda’ki Hôtel de Ville’yi ziyaret ettik. Orada Victor Hugo’nun “Bir İdam Mahkumunun Son Günü” kitabından bir kısmını da okumuş, o ihtişamı yaşamıştım ve tüylerim diken diken olmuştu.
Akşamleyin de Vendom Meydanı, Opéra Garnier civarlarını gezerek üçüncü günü bitirmiştik.
Louvre Müzesi’nde Görülecek Eserler
– Mona Lisa tablosu
– Milo Venüsü
– Zafer Tanrıçası Nike
– Theodore Gericault/Med
– Delacroix/Halka Önderlik Eden Özgürlük
– Jacques Louis-David/Napolyon’un Taç Giymesi
– Jacques Louis-David/Marat’ın Ölümü
– Veronese/Kana Düğünü
– Jan Vermeer/Dantel Ören Kız
– Botticelli/Venüs ve Üç Güzeller
– Mikelanj/Ölmekte Olan Köle heykeli
4. Gün: Opera Garnier, Orsay Müzesi, Balzac Evi, Şarap Müzesi
Dördüncü gün gelmişti, güne Opera Garnier’yi gezerek başlamıştık. Son günün hüznü de vardı. Opera Garnier’ye girdiğimde kendimi başka bir dünyada hissettim sanki; mimari o kadar güzeldi ki, işçilik o kadar güzeldi ki bütün günümü burada harcayabilirdim. Neobarok mimarinin en güzel örneğiydi, mimarı da Charles Garnier’ydi, 1875 yılında açılmıştı.

Opera Garnier’nin en büyük özelliklerinden birisi de inşaatta yeraltı kaynaklarının keşfedilmesiydi, bu da operada ki hayalet eserinin doğmasına neden olmuştu. Opera Garnier’de devasa merdivenleri muhakkak görmelisiniz, büyük fuaye salonuna bayılacaksınız; altın kaplama şahane bir sanat eseriydi, gezerken çok etkilenmiş, mükemmel sanat eserine hayran kalmıştım.
Oditoryumu da çok güzeldi, tavanı özellikle dört mevsimi çağrıştıran bir eserle süslüydü, kristal avize de büyüklüğüyle çok ihtişamlıydı. Büyük bestecilerden Handel’in heykeli, Wagner’in büstünü de görebilir, hatta duygu ve düşüncelerinizi Opera Garnier’de özel deftere yazabilirsiniz.
Aşağıda Opera’nın alışveriş merkezine uğrayabilir, Opera Garnier özgü alışveriş yapabilirsiniz. Opera Garnier’de ilk oynanan opera da Meyerbeer’in Huguenotlar operasından “kılıçların kutsanması” parçasıydı.
Galerie Lafayette
Oradan çıktık, Galerie Lafayette’ye gitmiştik. Dünya markaları orada toplanmıştı sanki, birbirinden büyük markalar oradaydı, Noel süslemeleri de çok iyiydi. Terasında da Paris manzarası görülmeye değerdi.
Orsay Museum
Sonra Orsay müzesine, genellikle İzlenimci ressamların müzesine gittik. Özgürlük anıtının replikası da vardı, dev saatler görülmeye değerdi. Başta Eduard Manet’in Çayırda Öğle Yemeği tablosu, Renoir’in Bal du Moulin de la Galette, Gustave Courbet’in Dünyanın Kökeni, Van Gogh’un Kendi Portresi ve Arles’te Yatak Odası gibi tabloları görürken sanatın içinde, güzellikler içinde kaybolacaksınız.
Orsay müzesi eskiden zaten tren garıymış, dünya fuarı için inşa edilmiş, 1939 senesine kadar da tren istasyonu olarak kullanılmış. 1986 senesinde de müzeye çevrilmiş.
Tuileries Gardens
Oradan ayrıldıktan hemen sonra Tuileries bahçelerine gittik; ama kış olduğundan pek tatmin etmemişti. Sonra Balzac’ın bağ evine, Passy bölgesine gittik. İçinde Balzac’ın masasını, asasını ve diğer eşyalarını görebilirsiniz.

Şarap Müzesi
Oradan da şarap müzesine gittik; ama bulana kadar canımız çıkmıştı 🙂 Şarap için kullanılan aletleri, eski şarap şişelerini, kuduz aşısını bulan Pasteur’un balmumundan heykelini ve esas şaşırtan Balzac’ın gizlice tünelden girdiği balmumu heykelini de görebilirsiniz.
Paris’te görülmesi gereken yerlerden. Sonra Hakeim köprüsünü geçtik, Eiffel kulesinin en iyi gözüktüğü yerlerden, hatta metro geçerken de Eiffel kulesini görebilirsiniz ve Özgürlük anıtının replikası da oradaydı. Hava yağmurluydu, Eiffel kulesinin orada restorana oturduk, tuhaf durumla karşılaştık; hesabı öderken para üstü vermemişlerdi, nedeni diye sorduğumuzda onu da bahşiş olarak bırakın demişti, tam bir şoke olmuştuk.
Oradan da Ladure’ye uğradık ve güzel, dünyaca ünlü macaronlardan yedik. Montmartre’de de otelimizin olduğu bölgede de Sacra Couer bazilikası başta, Picasso’nun uğradığı Lapin Agil cafe’ye de uğradık, Dalida’nın evinin olduğu bölgeyi de gezdik. Montmartre sokaklarını tekrar tekrar gezdik ve gezimizi bitirdik, ama unutmak asla mümkün olmayacak.
Orsay Müzesi’nde Görülecek Tablolar
– Eduard Manet/Çayırda Öğle Yemeği
– Eduard Manet/Olympia
– Claude Monet/Su Zambakları
– Van Gogh/Kargalı Buğday Tarlası
– Gustave Courbet/Dünyanın Kökeni
– Renoir/Bal du Moulin de la Galette
– Renoir/İki Kız Kardeş Montmartre Meydanında
Montmartre Meydanında Ne Görülür
– Ressamlar Tepesi
– Sacra Couer Bazilikası
– Lapin Agil Cafesi
– Dalida’nın Evi
– Edith Piaf’ın Evi
– Konsol Cafe
– Adalete Giden Yol
– La Maison Rose Cafesi
Paris’e Ne Zaman Gidilir ?
– Her mevsim gidilebilir; ama tavsiyem park ve bahçeleri seviyorsanız bahar ayında gezin.
Paris’te Ne Yenilir, Ne İçilir ?
– Fransız Soğan Çorbası
– Fransız Tostu
– Croissant
– Escargot (sarımsaklı tereyağ ile servis edilen salyangoz) özellikle Procope’de yiyin
– Ratatouille (sebzelerin dansının olduğu geleneksel Fransız yemeği)
– Steak Frites
– Macaron (özellikle de Champs-Élysées’te Ladure’de yiyin)
– Foie Gras (kaz ciğeri kesinlikle yenmeli) özellikle La Tour D’Argent’te yiyin.

Paris’te Nerede Konaklanır? – 4 Günde Paris Turu
- Paris’e geldiğinizde Montmartre bölgesinde ucuz hoteller ve hosteller bulabilirsiniz.
- Paris Terras hotel Eiffel kulesi manzaralı ve ucuz odaları da vardır, hostelleri ise küçük bir alandadır, önermem.
- Le Marais’te en trend bölgesidir.
Olumlu Yanları
– Paris’in sokaklarını ve tarihi yerlerini gezerken Paris’in büyüsüne kapılacaksınız.
– Tarihi eserler ve büyük tablolar gözünüzü kamaştıracak.
– Görevliler çok yardımcı oluyorlar.
Olumsuz Yanları – 4 Günde Paris Turu
– Restaurantlarda tam para verin, nedeni para üstünü bahşiş sayıp vermiyorlar.
– Bazı bölgelerde sokakları leş gibi kokuyor ve fareler olabiliyor.
– Sarhoş insan çok, gece otellerinize dönerken dikkat edin.
– Kuzey garına giderken dikkat edin.
– Eiffel kulesinin orada anket yapma bahanesiyle kandırılıp paranızı kaptırabilirsiniz, aman dikkat.
– Satıcılardan uzak durun, 20 Euro ile başlayıp 5 Euro’ya kadar ürünü indirip sen alana kadar mücadele edip peşinizi hiç bırakmazlar.
– Motorlu bisiklet gibi hizmet verdiğini sanan kişilere dikkat edin, müthiş kazıklar.
– Taksiler boş bile olsa zor alıyor.
Viyana’da 5 günde neler yapabileceğinizi anlattığım yazıma da beklerim 🙂
İyi seyahatler dilerim.

