Belgrad’da 3 Gün | 23-27 Mart tarihleri arasında bir arkadaşımla yıllık iznimizi en iyi şekilde değerlendirmek amacıyla vizesiz bir rota ayarladık ve tercihimizi Sırbistan’dan yana kullanmak istedik.

Peki Neden Belgrad? | Belgrad’da 3 Gün
- Vizesiz olduğu için
- Doğa koşullarının fazla oluşu
- Tarihi yerlerin fazla oluşu
- Birçok olaya şahit olması

Belgrad’a Ulaşım – Belgrad’da 3 Gün
Belgrad’a ulaşmanın en kolay ve en güvenli yolu hava ulaşımıdır. Tek sıkıntısı, diğer Balkan ülkelerinden biletlerin yüksek fiyata satılmış olması. Karayoluyla da ulaşılabilir; ama gümrük kontrolü sıkıntı yaratabilir.
Belgrad’a Hangi Mevsimde Gidilir?
İlkbahar/yaz ayları tercihimdir, çünkü kışın hava erken kararıyor. Kış aylarında oldukça hava soğuk olabiliyor. Avrupa’nın genelinde olduğu gibi en güzel zamanlar bahar ayları, özellikle Eylül-Ekim / Nisan-Mayıs olacaktır.
Belgrad’da 1. Gün
Tam 1,5 saatlik uçuştan sonra Nikola Tesla Havalimanı’na vardım. Girer girmez askerler geliyor, ilk pasaport kontrolünü yapıyor. Sonra da polisler kontrol ediyor. Ben, ne olur ne olmaz diye seyahat sağlık sigortamın ve konaklayacağım yerlerin çıktısını almıştım; ama sadece telefon üzerinden dönüş biletimi gösterdim. “Sırbistan’a ilk kez mi geliyorsunuz?” dedi. Ben de “Evet” dedim. “Tamam,” dedim ve girdim Belgrad’a.
Arkadaşım İsviçre’den gelmişti. Beni karşıladı. Otelimize geçtik, ardından Knez Mihailova Caddesi’nden Kalemegdan’a kadar yürüyüşe ve gezmeye başladık. Tuna ve Sava nehirlerinin kesiştiği noktaya gittik. Ardından Zindan Kapı ve çevresini dolaşırken, Ružica Kilisesi’nin çatısı manzaraya ayrı bir güzellik katıyordu. İstanbul Kapısı’nı ve Kahramanlar Anıtı’nı da görmüştük.

Pobednik Anıtı’nın orada dolaşırken zindanlar da gözümüzden kaçmıyordu; aşağıda ok atma, düello gibi müsabakaların yapıldığı, Orta Çağı andıran otantik bir yer vardı; çok güzeldi. Haritacı ve Orta Çağ döneminden kalma el işlemeli elbiselerin satıldığı dükkânı gezmek iyi bir aktiviteydi.
Akşam saatlerinde Sava Nehri’nde gün batımını izledik. Sonra da birbirinden değerli heykeller gördük; biri Fransa’ya Şükran Anıtı’ydı, ötekisi de Kosta Taušanović’in büstüydü. Taušanović, Obrenović hanedanının muhalifi ve aynı zamanda Sırbistan’da Halkçı Radikal Partisi’nin kurucu üyelerindendi; büstündeki meyveler de tarım bakanı olmasının sembolüydü.
Akşam saatlerinde Cumhuriyet Meydanı etrafını dolaştık ve Hard Rock Cafe’de güzelce dolaşıp şahane bir yemek yedik.
Belgrad’da 2. Gün
Ertesi sabah kalktığımızda önce Aziz Mihailov Katedrali’ni ziyaret ettik. Kilisenin içi özellikle görülmeye değerdi; kulesi ise tam bir sanat eseriydi ve Belgrad’da şahane bir manzara sunuyordu.

Sonra Aziz Mark Kilisesi’ni gezdik. 1931-1940 yılları arasında Krstić Kardeşler tarafından Bizans mimarisinin canlandırılması için yapılmış bir kiliseydi ve Ayasofya en büyük esin kaynağıydı.
Tam yanında NATO’nun vurmuş olduğu RTS TV binası vardı; ibret olsun diye enkazı kaldırmamışlardı. 23/4/1999 cuma tarihinde vurulmuş, 16 sivil maalesef öldürülmüştü. Yan tarafta yer alan Tašmajdan Parkı’nda da anma töreni yapılıyordu. Parkta bir de anıt vardı ve şöyle yazıyordu: “Neden?” İşte bu, savaşın trajik anlarından sadece biriydi. NATO’nun vurduğu birkaç bina daha var; ama foto çekerken dikkat edin, çoğunda foto ve video yasak.

Sonra Tesla Müzesi’ne gittik. Saat başları içeri alıyorlardı. 40 kişi olmak gerekiyordu. Önceden başka gruplar rezervasyon yapıyorsa ve saatler kapalı oluyorsa, geri dönmekten başka çare kalmıyor. Tesla Müzesi’nde 15 dakikalık belgesel izledikten sonra deneyler yaptık; Tesla’nın kişisel eşyalarını ve altın kürenin içinde olan küllerinin saklandığı yeri gördük. Alternatif akımın en büyük mucidiydi TESLA.

Sonra Aziz Sava Katedrali’ne gittik. Balkanlar’ın en büyük Ortodoks kiliselerinden biriydi; 1935’te inşasına başlanmış ve 2020’de ancak tamamlanmıştı. İçine baktığınızda 20. Yüzyılda yapıldığını anlarsınız zaten; ama içindeki ikonalar, freskler görülmeye değerdi. Katedral Aziz Sava’nın naaşının yakıldığı yere inşa edilmiştir. Aziz Sava, aynı zamanda İznik’te 1219 senesinde Sırp Ortodoks Kilisesi’nin bağımsızlığını tanıyan bir berat almış. Sırbistan’a dönerken de kilise hiyerarşisi kurmuştu.
Ondan sonra parlamento binasını gördük ve Prenses Ljubica’nın evini ziyaret ettik. Bu güzel ev Osmanlı mimarisini andırıyordu; 1829-1830 yılları arasında Miloš Obrenović’in eşi Ljubica için yaptırılmıştı. İçindeki eşyalar da Osmanlı izleri taşıyordu. Bahçesi de çok güzeldi.

Akşam saatlerinde Öğrenci Parkı’na gittik; orada Sırp edebiyatının kurucularından Dositej Obradović’in heykelini gördük. Kaptan Miša’nın şimdi üniversite olan konağını da gördük; mimarı Çek mimar Jan Nevole’dir. Nevole, özellikle Sırp mimarisine büyük katkıda bulunmuştur. Oranın önemli olmasının bir nedeni ise 1 Kasım 2024’te meydana gelen Novi Sad Tren İstasyonu’nun bir kısmının çökmesi ve 16 kişinin ölmesiyle sonuçlanan büyük faciaydı. En büyük protestolardan biri de Miša’nın konağının önünde yapılmıştı.
Akşam yemeğini ise Skadarlija’da meşhur olan Tri Šešira’da yemiştik; oradaki canlı müzikler eşliğinde yemek yemek ayrı güzeldi.
Belgrad‘da 3. Gün – Belgrad’da 3 Gün
Üçüncü günde ilk durağımız Sırbistan Ulusal Bankası’ydı. İçeriye girerken pasaportunuzu görevliye veriyorsunuz ve para müzesini gezip resminizin olduğu para bastırıyorsunuz. Bankanın içinde numune olarak duran külçe altını kaldırmak çok ağırdı ama güzel bir deneyimdi 🙂
Sonra da Brütalist mimarinin olduğu Novi Belgrad kısmında yer alan Genex Kulesi’ni ziyarete gittik. 1977 yılında Mihajlo Mitrović tarafından tasarlanan bu kule, bir zamanlar Balkanlar’ın en yüksek binasıydı. Eskiden üst katında döner bir restoran varmış. Konut olan kısımları dolu ama ofisler kısmı terk edilmiş gibiydi; son zamanlarda fenomenler o binada viral videolar da çekmekte.
Daha sonra Ada Ciganlija’ya da gittik; doğa yürüyüşü için harika bir yerdi. Ulaşımın ücretsiz olması çok büyük avantajdı; şehrin bir tarafından öbür tarafına ücretsiz gidebiliyorsunuz.

Daha sonra Savamala’da yer alan, 23,5 metre yüksekliğinde olan ve Sırbistan’ın kurucusu olan Stefan Nemanja’nın heykelini ziyaret ettik. Arkada da eski bir tren istasyonu ve yanında da Tito’nun da bindiği eski bir vagon vardı.
Orada bir otelde, dünyaca ünlü atıklardan robot heykeli yapan Danilo Baletić’in tasarladığı Transformers heykellerinin olduğu bir otelin giriş kapısını görmek çok iyiydi.
Sonra Sırbistan Ulusal Müzesi’ni ziyaret ettik; eski çağlardan günümüze zengin içeriklerin ve sanat eserlerinin olduğu bir müzeydi. Özellikle 1900 Paris Evrensel Sergisi’nde ödül alan Paja Jovanović’in devasa tablosu olan ve 30 metrekarelik tuvalde bulunan “Çar Dušan’ın Taç Giyme” tablosunu muhakkak görün. Bir de Van Gogh’un 1885’te çizdiği “İçerde Ayakta Duran Köylü Kadın” tablosunu muhakkak görün. Daha bunun gibi birçok tablo bulunmakta; Belgrad’ın Louvre Müzesi denilen şahane bir müzeydi.

Sonra Moskva Hotel’e geçtik. Canlı piyano dinletisinden sonra Moskva šnitke ve Sırpların meşhur tatlısı olan Esterhazy tatlısını yedik; ikisi de birbirinden güzeldi. Aralarında Edison, Tesla, Brad Pitt, Robert De Niro gibi birçok ünlü kalırken, Gestapo’nun da karargâh binasıymış eskiden.
Belgrad’da Yeme-İçme Tavsiyeleri
Belgrad’ın mutfağı zengindir; restoranları da ucuzdur. Cevapcici köfte sizi tam gün tok tutar; “Walter” isimli mekânda yemenizi öneririm. Rolls Bar’da çedar soslu tavuk şahaneydi. İçeceklerinin en güzeli rakija’ydı elbette; şot şeklinde içmenizi öneririm. Tatlı olarak Moskva Hotel’de Moskva šnitke yemeden sakın dönmeyin. Tri Šešira, Skadarlija denilince ilk akla gelen yerlerden; orada yemek yemenin tadı bir başka oluyor, canlı müzik de ayrıca renk katıyor.
Belgrad’da Konaklama Önerisi
Pahalı hotellerde konforlu şekilde kalmak istiyorsanız:
– Hotel Moskva
– Balkan Hotel
– Hotel Bristol
Uygun otel olarak hiç düşünmeyin; tam Knez Mihailova’ya yakın olan Villa Forever’da kalın. Ucuzluğu ve ulaşım kolaylığı çok ilginizi çekecek.
Belgrad’ın Olumlu ve Olumsuz Tarafları
Olumlu tarafları
– İnsanlar bize çok iyi davranmıştı.
– Esnaf çok iyiydi.
– Ulaşımın ücretsiz olması büyük avantajdı.
– Restoranlar ve müzeler çok ucuzdu.
– 3 güne 30 bin dinar yetmekle kalmayıp artmıştı.
Olumsuz tarafları – Belgrad’da 3 Gün
– Dilenciler her yerde karşınıza çıkabilir.
– Lüks yerlere giderken çıkış kapısına dikkat edin; düzgün gibi görünen insanlar sizden taksi ya da otel parası isteyebilir.
– Ulaşım ücretsiz ama havalimanına gitmek zor oluyor; taksiyle dönmek en mantıklısı.
– Birçok müze veya yer kapalıydı; sinir bozucuydular.
Viyana’da 5 günde neler yapabileceğinizi anlattığım yazıma da beklerim
İyi seyahatler dilerim.

