Ljubljana Gezi Yazısı | Avrupa’nın Yeşil Başkenti Ljubljana’da Gezilecek Yerler

0

Ljubljana Gezi Yazısı | Avrupa’nın Yeşil Başkenti Ljubljana’da Gezilecek Yerler

Avrupa ülkelerinin ” Ljubljana Gezi Yazısı ” birçok şehri doğa ile iç içe ya da şehirler parklarla bütünleşmiş durumda, ancak Ljubljana bu şehirlerin içinde görüp görebileceğiniz en yeşil şehir. Bu yüzden 2016 yılında Avrupa Yeşil Başkenti unvanını da kazanmış. Şehri gezerken bu unvanı nasıl sonuna kadar hak ettiğini de gözlerinizle görebiliyorsunuz.  Her köşesini yürüyerek gezebileceğiniz bu şehir, dost canlısı insanları, mimarisi, birbirinden renkli mekânları ile gezerken seyahat beklentilerinizi sonuna kadar karşılayacaktır.

Ljubljana Gezi Yazısı
Ljubljana Gezi Yazısı – Ljubljana Nehri

Şehrin İçinde Doğayı Yaşamak – Ljubljana Gezi Yazısı

Beş kilometrekarelik alanıyla şehrin içinde adeta cennetten bir köşe olan Tivoli parkı bu şehirde görmeniz gereken ilk yerlerden. Özellikle tatil günlerinde adeta şehrin buluşma noktası olan bu parkta dilerseniz bisiklet kiralayarak mini bir bisiklet turu atabilirsiniz. Aynı zamanda bu alanda bulunan hayvanat bahçesi de mutlaka gezmenizi tavsiye ederim.

 En Güzel Ljubljana Manzarasını Sunan Yer: Ljubljana Kalesi

Şehirleri yükseklerden izlemeyi ya da fotoğraflamayı sever misiniz? Eğer cevabınız evet ise, Ljubljana Kalesi sizi sonuna kadar tatmin edecek bir nokta. Zümrüt Yeşili Ljubljana Nehrinin çevrelediği sokakları, muhteşem mimarili evleri ve enfes gün batımı manzaralarını da buradan gözlemleyebilirsiniz. Kale bünyesinde küçük bir kukla müzesi, sergi salonları, seyir terası ve restoran da bulunuyor.

Ljubljana Gezi Yazısı - Ljubljana Kalesi
Ljubljana Gezi Yazısı – Ljubljana Kalesi

Dilerseniz fünikülerle de buraya çıkabilirsiniz. Eğer kaleyi de şehir manzarası ile birlikte görmek isterseniz yine şehrin en yüksek yapılarından ve Balkanların ilk gökdelenlerinden biri olan Neboticnik’in terasına da çıkabilirsiniz.

Şehrin İki Yakasını Birbirine Bağlayan Harika Köprüler

Şehrin ortasından geçen Ljubljana nehri üzerinde çeşitli dönemlerde yapılmış onlarca köprü görebilirsiniz. Bunların içinde en ünlüleri Dragon yani Ejderha Köprüsü ile Üçlü Köprü. Ljubljana’nın simgesi ejderha olduğu için köprünün her tarafına ejderha heykelleri ve figürleri yapılmış. Özellikle her sene Eylül ayında düzenlenen Geleneksel Ejderha Karnavalında bu köprünün üstünde muhteşem şovlar gerçekleştiriliyor.

Ljubljana Gezi Yazısı - Ljubljana Köprüleri
Ljubljana Gezi Yazısı – Ljubljana Köprüleri

Bir diğer köprü olan ve görüp görebileceğiniz en ilginç köprülerden biri olan Üçlü Köprü yani yerel adıyla Tromostovje, Slovenyalı ünlü mimar Joze Plecnik’in en başarılı eserlerinden. Aynı zamanda şehrin tam merkezinde yer alan bu köprünün her iki tarafı şehrin en renkli yerlerinden. Özellikle karanlık çökünce sokak partilerinin ve çeşitli kutlamaların merkezi oluyor. Aynı zamanda bu güzel nehirde tekne turuna da çıkarak ambiyansın tadına varabilirsiniz.

Yöresel Pazarlarda Slovenya Mutfağının Tadına Varın

Tromostovje köprüsünün hemen yanı başında bulunan Vodnikov Meydanı’nda ve meydanın karşı yakasında bulunan Odprta Kuhna’da kurulan minik pazarlar ve küçük tezgâhlarda bu güzel ülkenin birbirinden lezzetli yiyeceklerini ve içeceklerini deneyebilirsiniz. Restoranlara göre çok daha ekonomik fiyatlarla karton tabaklarınıza dolduracağınız bu lezzetleri nehrin kıyısına koyulan onlarca banktan birine oturup yerken cıvıl cıvıl şehir hayatını da yaşayabilirsiniz. Robba Çeşmesi’ni de gördükten sonra devamında başlayan Stari Trg boyunca sıralanan onlarca dükkânlarda yine bu ülkeye ait birçok yöresel hediyelik eşyayı alabilirsiniz. Kabak çekirdeği yağı, trüf mantarları ile yapılmış çikolatalar, kuklalar, danteller ve daha birçok ürün sizi bekliyor olacak.

Dünyanın En Güzel Göllerinden Biri: Bled

Ljubljana’ya kadar gelmişken dünyanın en ünlü ve güzel göllerinden biri olan ve şehre sadece 45 dakika uzaklıkta bulunan Bled Gölü’nü de görmemek olmaz. Zümrüt yeşili gölü, bir adacık üzerinde bulunan kartpostal resmi misali kilisesi, kayalık bir uçuruma tutunan ortaçağ kalesi ve Julian Alpleri’nin ve Karavanke’nin en yüksek zirvelerinin bir kısmıyla süslediği Bled, aynı zamanda Slovenya’nın en popüler tatil merkezi.

Ljubljana Gezi Yazısı - Bled
Ljubljana Gezi Yazısı – Bled

Romantizm doruklarını arayan balayı çiftlerinden, yürüyüş, bisiklet, su sporları ve kanyon imkânları için gelen gezginlere kadar herkesi cazibesine çeken bir yer.

Slovenya Tarihine Işık Tutan Müzeler

Ljubljana onlarca tarihi binaya da ev sahipliği yapıyor. Bu yapıların çoğu muazzam bir restorasyondan geçmiş ve onlarca yıldır dokusunu korumayı başarmış. Hem Ulusal Müzeyi hem de Ulusal Tarih Müzesi’ni bünyesinde barındıran yapı da Slovenya’nın en eski müzesi. Müzeleri gezerken hem Slovenya tarihine ışık tutan birbirinden ilginç envanteri hem de biyolojik çeşitliliği sergileyen fosilleri inceleyebilirsiniz.

Dünyanın onlarca farklı ülkesinden yüzlerce şehri anlattığımız diğer yazılarımıza da bekleriz. Seyahat Kategorisi

Youtube videoları için: Reshontheway Youtube Kanalı

İyi seyahatler

 

Önceki İçerikİstanbul Sarnıçları | İstanbul’da Görmeniz Gereken 12 Tarihi Sarnıç
Sonraki İçerikHalfeti Gezi Rehberi | Halfeti’de Konaklama ve 1 Günde Gezilecek Yerler
Merhabalar ben Reşat Taman, Diyarbakır doğumlu, seyahat ve fotoğrafçılık tutkusu ile yanıp tutuşan, 14 senedir fırsat buldukça hayallerinin peşinden gitmek için Dünya’yı arşınlayan ve bu hayalleri gerçekleştirirken gittiği her yerde zıplayarak imzasını koyan, 32 yaşında kısmi zamanlı bir gezginim. Normalde fotoğraflarımdan bile anlayacağınız üzere, enerjimi işime de yansıtarak, Gaziantep’te İpekyolu Kalkınma Ajansı’nda 7 yıldan bu yana Yatırım Uzmanı ve Eğitmen olarak görev almaktayım. 14 senede 3 kıta ve 60 ülkeden 300'e yakın şehir gezdim. Hatta bazı şehirler/kasabalara ayak basan ilk Türk olduğum konusunda iddialıyım. Seyahatlerime başlarken önce bir kıtayı bitirip sonra diğerlerine başlayacağım demiştim. Bu yüzden ilk Avrupa kıtasını İzlanda hariç tamamen bitirdim. Son zamanlarda özellikle zaman ayırma anlamında seyahatin zor olduğu Afrika ve Asya kıtalarına başladım. Son olarak benim için işin en zevkli kısmı olan zıplama muhabbetinden de bahsetmek istiyorum. Ben oldum olası kadraj karşısında durup poz vermeyi ya da selfie çekmeyi bir türlü sevemedim. Ama sonuçta gittiğimiz yerlerde bir hatıramız olmalıydı. Ben de kendime bir imza bulmaya karar verdim. Bu imza öyle bir imza olmalıydı ki benim seyahate olan aşkımı, tutkumu ve enerjimi yansıtmalıydı. Sonunda gittiğim tüm şehirlerde ve kasabalarda zıplayarak yüzlerce imzadan oluşan bir koleksiyonum oldu. Seyahat tutkumuzun hiçbir zaman sönmemesi dileğiyle...
PAYLAŞ

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here