Kahve’nin Avrupa Kıtasına Giriş Öyküsü – Viyana Kahvesi

0

Bir Zamanlar Viyana Kapılarında 

Avrupalıların günlük hayatında kahve çok önemli bir yer tutar. Hatta 2011 yılında, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne  alınan Viyana Kahvesi, Viyana’da  bir yaşam tarzıdır.

Bugün sadece Viyana’da değil tüm Avrupa‘da  sosyalleşmek, dinlenmek, kendine vakit ayırmak isteyen birçok Avrupalı kafelere gider. Gün sonunda yorgunluk atılıp arkadaş görüşmelerinin, koyu sohbetlerin yapıldığı bu mekanlar Avrupa’da  farklı konseptler üzerine dekore edilmiştir. Hayranlık uyandıracak derecede güzel dekore edilmiş bu mekanlardan ülkemizde de yeni yeni açılmaya başlaması küresel dünyanın karşı konulamazı olsa gerek. Bu mekanların görüntüsü kadar kahve sunumları da sıradışıdır. Bahsettiğim kafelerde çeşitli aromalarla, likör, rom gibi içkilerle zenginleştirilmiş kahveler tadarsınız.

Viyana Kahvesi
Viyana Kahvesi

Avrupalıların yaşam tarzında çok büyük öneme sahip olan  Kafehouse’larda fikir insanları biraraya gelmiş, tarihin akışına yön veren fikirlerini, sanat akımlarını bu mekanlarda üretmişlerdir.

Kıta insanının kahvaltılarını da kruvasan ve kahveyle yaptığını bilirsiniz. Peki  kahvenin kıtaya giriş öyküsünü biliyor musunuz? Kıtaya giriş öyküsünden önce dilerseniz keşfediliş hikayesini bir ele alalım.

KAHVENİN HİKAYESİ

Yaygın bilinen anlatıya göre kahve, Habeşistan – bugünkü adıyla Etiyopya’da – günümüzden yaklaşık altı yüz yıl önce bulunmuş. Hikaye ise şöyle, dağda keçilerini otlatan çoban bir ağacın gölgesinde uyuyakalır. Uyandığında keçilerinin enerjik bir biçimde hoplayıp zıpladığını fark eder. Keçiler enerjiktir çünkü çobanın gölgesinde uyuduğu ve ne işe yaradığını  bilmediği ağacın meyveleri yere dökülmüştür. Keçiler yerdeki kahve çekirdeği meyvelerini yedikten sonra  çoban, keçilere enerji veren çekirdekleri fark eder. Daha sonra ibadet ederken enerji sağlaması amacıyla ve tıbbi amaçlarla kahve tüm ülkeye yayılmıştır.

Kremalı Viyana Kahvesi

Kahvenin Osmanlı’ya gelişi ise ticaret sayesinde olmuştur. İlk kez Kanuni Sultan Süleyman döneminde saraya girmiş ve bugün Türk Kahvesi adıyla bildiğimiz usulde tüketilmiştir. Osmanlı saraylarını ziyaretim esnasında kahvenin ne kadar önemli bir tüketim malzemesi olduğunu, sergilenen fincanlar sayesinde gözlemledim.

Kısa bir süre sonra Osmanlıyla ticaret halindeki Avrupalılar kahveyi tatma imkanı bulabilmişlerdir.

VİYANA KUŞATMASI VE KAHVE

Tarih boyunca yaşanan her savaşın, afetin insanoğlunun ilerlemesine ve kültürüne katkı sağladığı yadsınamaz bir gerçektir. Aslında  insanoğlu, savaşlarla bir tür kültür aktarımı yapmıştır.

Avrupa’ya kahvenin giriş öyküsü de Viyana kuşatmasıyla olur. Kahve kıtaya ilk Viyana‘dan girer.

17. Yüzyılda Viyana’yı kuşatan Osmanlı Ordusu’nun çuval çuval yanında götürdüğü erzaklardan hatırı sayılır miktarda yanlarına aldıkları kahve çekirdekleri Avrupa’da kahve kültürünün temelini oluşturan tohumlardı.

Viyana Kuşatması’ nda Osmanlılar, bozguna uğradığı için, telaş içerisinde kuşatmayı sonlandırırlar. Ordu, kuşatma bittikten sonra erzaklarını Viyana‘da bırakarak apar topar geri çekilir. Hatta bırakılan erzaklar arasında kruvasanın atası ayçöreğinin olduğu da söylenir. Bilirsiniz ki ayçöreği bayatlamaya dayanıklı bir besindir. Bu sebeple seferlerde ordu tarafından tercih edilen bir yiyecekti.

Viyana Kahve Evi
Viyana Kahve Evi

Kuşatmadan sonra, çuvalların içindeki kahve çekirdeklerini bulan Viyanalılar önce ne yapacaklarını bilemezler, deve yemi sanıp bir kenara atarlar. Viyana‘yı Türk kuşatmasından kurtaran Polonyalı komutan Joseph Kolschitsky, eskiden İstanbul‘da yaşadığı için kahveyi tanır, tüm çuvalları alır ve Viyana‘nın ilk lisanslı kahve mağazası olan Blauen Flache‘yi açar. Fakat kahvenin bir kültür haline dönüşmesi kıtaya girmesinden bir asır sonra, 18.yüzyılda, Julıs MEINL‘ ın kahve çekirdeklerini kavurarak ilk kez satışa sunmasıyla gerçekleşir.

Buradan da kahve kültürü belki de buram buram kokusunun etkisiyle tüm Avrupa‘ya yayılır. Bu kadar kahveden bahsetmişken yazımı tamamlayıp şöyle bir köpüklü Türk Kahvesi içeceğim. Size de aynını tavsiye ederim.

Günümüzün alışkanlıklarını anlamak için tarihi keşfetmeye değer vermeliyiz! Sizce de tarihin tozlu sayfaları, bugünümüzü anlamak için merak etmeye değmez mi?

Ayşe Nur AKBAY https://instagram.com/seyyahinseyirdefteri?igshid=e5yfa1kd1sw7

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here