Yedi Renkli Gölün Sakin Şehri – Eğirdir Gezi Rehberi

10

Hafta Sonu Huzur Arayanlar İçin Bir Rota – Eğirdir Gezi Rehberi

Ülkemizin on dört Sakin Şehri’nden biri olan Eğirdir, öncelikle huzurun adresi olarak dikkatimizi çeker. Burada hayat doğayla iç içe, günlük şehir hengâmelerinden uzak, sakin ve basit geçer. Şehri görünce, Cittaslow Türkiye Bilim Komitesi’nin, 2017 yılında Eğirdir’e verdiği “Sakin Şehir” (cittaslow) etiketini sonuna kadar hak ettiğini göreceksiniz. Eğirdir Gezi Rehberi Yayında

Yöresel Kıyafetler - Eğirdir Gezi Rehberi
Yöresel Kıyafetler – Eğirdir Gezi Rehberi

Isparta merkeze otuz kilometre mesafedeki Eğirdir ilçesine batı yakasından girerken dağların ve yolun yükseldiği noktada,  bütün ihtişamıyla kelimelerin yetersiz kalacağı bir güzellik karşınıza çıkar. “Yedi Renkli Göl” olarak betimlenen Eğirdir Gölü’nü tepeden gördüğünüz bu noktada sonsuzmuşçasına büyüklük hissi yaratan bu güzellik, ülkemizin dördüncü büyük gölüdür. Bu manzarayı görüp de etkilenmemek mümkün değil çünkü göl, dağlar ve gökyüzünün iç içe geçtiği manzara, adeta sizi cenneteymişsiniz gibi hissettirir.

Eğirdir Gölü - Eğirdir Gezi Rehberi
Eğirdir Gölü – Eğirdir Gezi Rehberi

Eğirdir Gölü – Eğirdir Gezi Rehberi

Ortalama derinliği 14 metre ve yüzölçümü 482 kilometrekare olan Eğirdir Gölü, ortada daralan boğumdan dolayı, Eğirdir ve Hoyran olmak üzere iki bölümden oluşur. 3309 kilometrekarelik bir havzanın sularını toplaması nedeniyle de göller bölgesinin en önemli göllerinden biridir. Yeraltı suları ve civardaki pınarlar ile beslendiğinden, gölün suyu tatlıdır. Bu sebeple yüzmeye de elverişli gölün etrafında muhteşem plajlar mevcuttur. Ayrıca, sahip olduğu biyolojik çeşitlilik de güzelliğini taçlandırır. Ülkemizde bulunan 454 kuş türünden 225’ine ev sahipliği yapar. İlçe halkı balıkçılık ve tarımla geçinmektedir.

Boğazova denilen vadi boyunca elma bahçelerinin güzelliği mutlaka görülmelidir.

Elma hasadının yapıldığı ekim ayında şehre yolunuz düşerse mis gibi kokan taze, sulu elmalardan tatmanızı öneririm. Leziz Eğirdir Elması, hem yurt içi hem de yurt dışı pazarlarında Isparta Elması olarak yerini almaktadır.

1996 yılında doğal sit alanı ilan edilen ilçede gölün ortasına doğru uzanan iki yarımada mevcuttur. Aslında Can Ada ve Yeşilada olarak adlandırılan bu oluşum bir zamanlar iki adaydı. Fakat adalar, yöre halkının yaşamını kolaylaştırmak amacıyla, karaya yapay bir yolla bağlanmıştır. Bugünkü haliyle yarımada izlenimi vermektedir. Yolun başında bisiklet kiralayabileceğiniz yerler de bulunmaktadır.

Adalardan bahsetmeden önce çarşı merkezinde yer alan üç önemli tarihi esere değinmek istiyorum.

Selçuklu Mimarisi Güzelliklerinden, Hızır Bey Camii ve Dündarbey Medresesi

Çarşının tam ortasında, külliye şeklinde bir yapı olan Hızır Bey Camii ve Dündarbey Medresesini göreceksiniz.

Halk arasında Ulu Cami olarak bilinen bu caminin yapım aşamasına dair resmi kayıtlar bulunmasa da 1328 yılında Hamidoğulları beylerinden Hızır Bey tarafından yaptırıldığı bilinmektedir. Üç bin kişinin aynı anda ibadet edebildiği caminin topraktan yapılmış damında kışın biriken karları atabilmek adına, damın bir bölümü açık bırakılmış ve caminin içinde bir kar kuyusu yapılmıştır. 1814 yılında şehirde çıkan yangında hasar gören cami, sonradan restore edilmiş fakat maalesef çatısı orijinal özelliğini yitirmiştir. Caminin minaresi, karşısında bulunan Dündarbey Medresesi’yle arasında bulunan kale suru gibi görünen bir ortak duvarın üzerine inşa edilmiştir. Bu yapının ortak avluya açılan oymalı kapısı gerçekten muhteşemdir.

Dündar Bey Medresesi ve Hızır Bey Camii - Eğirdir Gezi Rehberi
Dündar Bey Medresesi ve Hızır Bey Camii – Eğirdir Gezi Rehberi
Dündar Bey Medresesi - Eğirdir Gezi Rehberi
Dündar Bey Medresesi – Eğirdir Gezi Rehberi

Dündarbey Medresesi’nin tarihi ise daha eskiye dayanır. 1237 yılında Selçuklu hükümdarı II. Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında han olarak yaptırılmış, 1301 yılında Hamidoğlu Hızır Bey tarafından medreseye dönüştürülmüştür. Bu bağlamda şehrin, Hamidoğulları Beyliği döneminde kültürel altyapısına da önem verildiğini söyleyebiliriz. Büyük dış kapının süsü ve mimari özellikleri gerçekten çarpıcıdır. Bu kapıdan içeriye girdiğinizde küçük girişten sonra ikinci kapıdan geçerek ortasında şadırvan bulunan orta avlunun çevresinde birbirinden bağımsız on bir oda vardır. İkinci kata ise bir basamak yardımıyla çıkılabilmektedir, fakat ikinci kat ziyarete kapalıdır.

Medrese, 1975 ve 2016 yılları arasında çarşı olarak kullanılmaktaydı fakat son tadilattan sonra Kuran kursu ve sosyal etkinlik merkezi olarak işlev görmekle beraber, ziyarete açık durumdadır. Cami ve medresenin avlusunda biraz soluklanıp bu büyülü atmosferi içinize çekmenizi tavsiye ederim.

Kale – Eğirdir Gezi Rehberi

Çarşı merkezinde bulunan üçüncü tarihi eser ise ne zaman inşa edildiği tam olarak bilinmeyen fakat Bizans döneminde yapıldığı yönünde bulgular edinilen Eğirdir Kalesi’dir. Hatta Timur’un Eğirdir kuşatmasında hasar gördüğü kayıtlara geçen bu kadim dost, defalarca tadilat görmüştür. Göle uzanan yarımada üzerinde bulunan kale, adaları şehirle birleştiren yol yapılmadan önce şehre en hâkim yerde göle uzanan bir burundaymış. Buradan şehir manzarası mükemmel olduğu için yukarıya çıkmanızı tavsiye ederim.

Can Ada ve Yeşilada

Kalenin önünden ilerlediğinizde gölün güzelliğinin size eşlik edeceği ada yolunda yürürsünüz. Can Ada günümüzde bir mesire alanıdır ve her Temmuz ayında, burada Türkiye Motosiklet Platformu ve Eğirdir Belediyesi’nin işbirliğiyle hazırlanan Uluslararası Eğirdir Motosiklet Festivali‘ni ağırlamaktadır. Festival’in Sosyal Medya Hesabı

Yeşil Ada ise pansiyonlar, butik oteller ve restoranlar barındıran bir yerleşim alanıdır. Göle nazır balık lokantalarıyla turistlerin daha çok ilgi odağı olmuştur. Buradaki lokantalarda, göl levreğinin tadına bakmadan dönmeyiniz. Civarda tekne gezisi yapmanız da mümkün.

Aya Stefenos Kilisesi - Eğirdir Gezi Rehberi
Aya Stefenos Kilisesi – Eğirdir Gezi Rehberi
Yeşil Ada’nın bir diğer güzelliği ise ibadete açık olmayan, klasik müzik konserleri gibi etkinliklerin yapıldığı Aya Stefanos Kilisesi’dir.

Kilise 19. yüzyılın sonlarına doğru o tarihlerde Nision olarak adlandırılan bu adada yapılmıştır. Dikdörtgen yapılı kilise, üç nefli ve apsisli bir yapı olduğu için mimari üslubu üçlü bazilikadır. Bu kilisede bulunan süslü kutsal sandık Nüfus Mübadelesinde buradan çıkarılarak Konya Müzesine götürülmüştür. Kilise her yıl Temmuz ayı boyunca kentte akşamları yapılan klasik müzik festivaline ev sahipliği yapmaktadır. Klasik müzik festivali sakin şehre huzurlu bir hareketlilik getirmektedir. Dilerseniz gündüz burada gönüllü eğitmenler tarafından verilen klasik müzik ve enstrüman eğitimlerine katılabilirsiniz.

Aya Stefenos Kilisesi’ nde Klasik Müzik Konseri

İlçenin doğu tarafında Konya yolu üzerinde bulunan, bir zamanlar sağlık turizminin en gözde hastanesi olan Eğirdir Kemik ve Eklem Hastalıkları Hastanesi’  nin “Hastane Önünde İncir Ağacı” türküsünün doğduğu yer olduğunu biliyor musunuz? Hastane, bölgenin havasının ve suyunun kemik ve eklem hastalıklarına iyi gelmesi nedeniyle Eğirdir’de yapılmıştır.

Hastaneye gelmeden önce sağ tarafa yokuş bir yol tırmanır. O yol ise sizi, Eğirdir’in en gözde manzaralarından birini sunan Akpınar Köyü’ ne götürür. Akpınar Köyü şehre panoramik bakış imkânı sunan, köy kahvaltısı ve yemek menüsü bulunan iki işletmeye sahip. Köyün yukarısında ise eserlerinin yurt dışına kaçırılmasıyla hüsran yaşayan Prostanne Antik Kenti bulunmaktadır. Roma döneminde terk edilen antik kentin buluntularının korunamaması ne acı bir durum! Tarihi ve kültürel miraslarımızı araştırma ve koruma konusunda özeleştiri yapmamız gerekir diye düşünüyorum.

Eğirdir Gölü Manzarası - Eğirdir Gezi Rehberi
Eğirdir Gölü Manzarası – Eğirdir Gezi Rehberi

Kovada Gölü Milli Parkı

Sakin Şehir Eğirdir’in doğusunda ilk başlarda bahsettiğim elma cenneti olan Boğazova Vadisi’nden ilerlediğinizde 60 km. sonra Göller Bölgesi‘nin diğer bir gözdesi, Kovada Gölü Milli Parkı’ na ulaşırsınız. Bu alan eşsiz bir bitki örtüsü zenginliğine ve yaban hayatı çeşitliliğine sahip olmasından dolayı 1970 yılında milli park, 1992 yılında ise birinci dereceden sit alanı ilan edilmiştir. Kovada Gölü çeşitliliğini, Eğirdir Gölü tarafından bir kanalla beslenmesine borçludur. Özellikle sonbaharda her renkten güzelliklerini size sunacağı Kovada Gölü doğayla iç içe olup alternatif sporlara ilgi duyan misafirleri için ender bir mekândır. Derinliği 7 metreye kadar ulaşan göl, dibindeki tortular nedeniyle yüzmeye elverişli olmasa da kampçılık, yürüyüş, manzara seyretme ve tırmanma gibi aktiviteler, ziyaretçilerin bölgede yapabileceği başlıca etkinliklerdir.

Peyzaj düzenlemeleriyle çeşitlendirilen Kovada Gölü Milli Parkı’ nda bölgedeki bitki çeşitliliğini inceleyebilir ve buradaki hayvan çeşitliliğinin çeşitli görseller ve simülasyonlarla sunulduğu müzeyi ziyaret edebilirsiniz. Müzede, görsellerdeki doldurulmuş hayvanların özellikle bu müze için öldürülmediği, hayvanların doğal yöntemlerle ölmesi sonucu doldurulduğunun belirtilmesi, bu doğa dostu müzeyi gözümde daha da eşsiz kılıyor.

Trekking – Eğirdir Gezi Rehberi

Doğa Severler için Alternatifler

Eğirdir şehrinin tam karşısında yer alan göle nazır lavanta tarlalarının ise bu yıl dikiminin tamamlandığını duyuyorum. Bu anlamda, gölün ve dağların mavisiyle bütünleşecek lavanta tarlalarıyla, sonraki yıllarda, Sorkuncak Köyü de eşsiz bir görsel şölen sunacağı misafirlerini ağırlamaya hazırlanıyor. Ayrıca civardaki köyler de gül bahçeleriyle ünlüdür. Eğirdir’e baharda gelirseniz, harika fotoğraflar yakalayabileceğiniz gül bahçelerinin güzelliğine hayran kalacaksınız.

Yedi Renkli Göl olarak da bilinen Eğirdir Gölü’nü gözlemleyebileceğiniz, Bedre Plajı’ nda yüzebileceğiniz, trekking ve kampçılık gibi etkinlikler yapabileceğiniz Hoyran Gölü tarafında yer alan Barla Köyü de doğaseverlerin orada bulunmaktan huzur duyacağı yerlerdendir. Türkiye’de Bulunan En Güzel Ücretsiz Kamp Alanları

Güzellikleri saymakla bitmez, yedi renkli gölü gibi çeşitliliği ve ruhunuza verdiği dinginlikle Eğirdir’i yaşamak bir başka güzel!

                                                                                                        Ayşe Nur AKBAY

10 YORUMLAR

    • Evet haklısınız. Rotanın çoğu Antalya ve Sütçüler’e ait olduğu için ve tamamen ayrı bir başlık altında yazılabilecek bir konu olduğu için hiç bahsetmemeyi tercih ettim. Ileriki günlerde bu konuda yeni bir yazı yazacağım 😊

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here