Diyarbakır Gezi Rehberi – Tarihi Kentte Hafta Sonu

0

Anadolu’nun Kalbinde Hafta Sonu Keyfi

Mezopotamya bölgesinin en büyük kale kenti Diyarbakır Gezi Rehberi UNESCO Dünya Kültür Mirası kalesi, surları ve Hevsel Bahçesi, yakın geçmişte bilinen tabiri ile Doğu’nun Paris’i Diyarbakır’ı yeniden keşfetmeye hazır mısınız? Ziyaretine gelen herkesi kendine hayran bırakan bu şehrin mistik tarihi ve lezzet dolu mutfağına doğru keyifli bir yolculuğa çıkıyoruz. 

Hasan Paşa Hanı – Diyarbakır

Geziye başlamadan önce şunu belirtmek isterim ki uzun bir zamandır yazı yazmama ve her bir yazıyı şevkle hazırlamama rağmen memleketim Diyarbakır’ı yazmak benim için ayrı bir mutluluk oldu. Bu güzel şehir için “Taşı kara, bahtı kara Diyarbakır” demişler. Aslında pek de haksız sayılmazlardı. Siyah bazalt taşlarıyla 35 medeniyete ev sahipliği yapmış bu şehir yıllarca hem siyasî hem de sosyal sorunlarla boğuşmak zorunda kaldı. Ancak artık kabuğunu kırdı ve hızla turizm cazibe merkezi olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Ülkemizin en modern şehirlerinden biri olan Diyarbakır’ı görünce çok şaşıracaksınız. Daha önce binlerce insanın mırıldandığı “Diyarbakır’ı hiç böyle bilmiyordum” sözcüklerinin sizin de dudaklarınızın arasından çıkacağına eminim.

Tarihi Yaşayan Sokaklar – Diyarbakır Rehberi

Ulu Cami - Diyarbakır Gezi Rehberi
Ulu Cami – Diyarbakır Gezi Rehberi

Dedim ya 35 ayrı medeniyete ev sahipliği yapmış bir şehirden bahsediyoruz. Mitannilerden Asurlara, İskitlerden Romalılara, Abbasilerden Osmanlılara kadar her medeniyetin izlerini bu şehirde görmek mümkün. Gezinize, Çin Seddi’nden sonra dünyanın en uzun ikinci suru özelliğini ihtiva eden Diyarbakır Surları’nın dört kapısının herhangi birinden girerek başlayabilirsiniz. Ancak şunu belirtmekte yarar var. Çin Seddi bir koruma duvarı iken, Diyarbakır Surları şehri tamamen çevreleyen dünyanın ikinci en uzun ve yüksek şehir duvarlarıdır. Her birinin ayrı bir hikâyesi olan 82 burcuyla bütünleşen surların üzerine çıkıp Diyarbakır Surları ile birlikte UNESCO Kültür Mirası Listesi’ne giren ve 8 bin yıl boyunca aralıksız tarım alanı olarak kullanılan Hevsel Bahçeleri’ni görmeyi ihmal etmeyin. Bunun için en güzel nokta burçların en heybetlisi ve eski bir güneş tapınağının üzerine kurulmuş olan Keçi Burcu’dur.

Yüzlerce kilise, cami, medrese, han, müze, hamam, kastel gibi tarihî mekâna ev sahipliği yapan Diyarbakır Suriçi’nde gezmeye devam edelim. Bu şehri gezmek için en az iki gün gerektiğini söylemem gerekiyor. Kale içindeki kale olarak adlandırılan, eski bir Artuklu Sarayı’nın kalıntılarını ve harika interaktif uygulamaları da içeren Diyarbakır Arkeoloji Müzesi’ni, Komutan Atatürk Müzesi’ni, Eb-ül İz El Cezeri’nin icatlarının da kullanıldığı Saint George Kilisesi ve Artuklu Hamam’ının da bulunduğu İç Kale Bölgesi’ne en az 1 gün ayırmalısınız.

Dinler ve hoşgörü şehri olan Diyarbakır’da 20. YY.’nin başlarında Müslüman nüfusundan fazla gayrimüslim nüfusu vardı. Katolikler, Süryaniler, Yahudiler, Keldaniler ve Müslümanların yüzyıllarca bir arada yaşadığı ve her dine ve mezhebe ait ibadethanelerin bulunduğu Diyarbakır’ın kuşkusuz en ünlü ibadethanesi Ulu Cami’dir. İlk başta bir güneş tapınağı olan, sonrasında bir dönem sinagog, Hristiyanlığın yayılması ile Mar Toma Katedrali adı altında bir kilise olan bu yapı, Hz. Ömer’in şehri fethi ile birlikte cami olarak kullanılmaya başlanıyor. Mekke, Medine, Kudüs ve Şam’dan sonra İslam’ın 5. Harem-i Şerifi ve Anadolu’nun ilk camisi olma gibi özellikleri de var. Bahçesinde bulunan yine El Cezeri’nin yaptığı güneş saatini de mutlaka görmelisiniz. Yine eski bir şems tapınağı olan ve 1800 yıldır kilise olarak hizmet veren Meryem Ana Kilisesi’ni de listenize dahil edin. Bunların dışında eşi benzeri olmayan Dört Ayaklı Minare, Hz. Süleyman Camii, Kurşunlu Camii, Nebi Camii ve Surp Giragos Kilisesi de görülmesi gereken diğer ibadethanelerden.

Suriçi’nden Dışarıya Taşan Tarih – Diyarbakır Gezi Rehberi

Suriçi dışında bulunan önemli tarihî eserlerden biri olan; çiftçileri, kervanları, tacirleri, orduları Dicle Nehri’nin hırçın sularından koruyarak ulaşımını sağlayan, 1000 yıldır nice aşıkların buluşma noktası On Gözlü Köprü’yü mutlaka görün. Hemen orada kurulmuş kafelerde oturup semaverle gelen çayınızı yudumlarken “Suzan Suzi” şarkısına kulağınızı kabartın. Oraya kadar gelmişken de hemen arkada bulunan 15. YY.’den kalma Akkoyunlu eseri olan Gazi Köşkü’nü de ziyaret etmeyi unutmayın. Mustafa Kemal Atatürk’ün Diyarbakır’da Kolordu Komutanı iken karargâh olarak kullandığı ve sonradan Ata’mıza armağan edilen bu köşke bayılacaksınız.

Onlarca bilim adamı, sanatçı, şair ve yazar yetiştiren Diyarbakır’da birçoğunun yaşadığı ancak şu an müze olarak kullanılan evler bulunuyor. O muhteşem eyvanlı Diyarbakır Evleri’nde büyüyen, yaşayan Cahit Sıtkı Tarancı, Ahmet Arif, Ziya Gökalp’ın o dönemki yaşamlarını gözlemlerken dört bir yanda bulunan eserleri ile doyumsuz bir edebi yolculuğa çıkacaksınız.

On Gözlü Köprü - Diyarbakır Gezi Rehberi
On Gözlü Köprü – Diyarbakır Gezi Rehberi

Son olarak şehrin ünlü hanlarından da bahsetmemek olmaz. Bu kısımda şehrin en ünlü Han’ı olan Hasan Paşa Han’ı daha çok kahvaltı keyfi ve yöresel-geleneksel ürünlerin satıldığı dükkânlarla ön plana çıkan bir yer. Meşhur Diyarbakır Kahvaltısı’nı burada bulunan mekânlarda denemelisiniz. Diyarbakır peynirleri, çörekleri ve diğer kahvaltılık ürünleriyle bu hanın muhteşem ambiyansı birleşince keyifli bir kahvaltı kaçınılmaz olacaktır. Hemen yakınında bulunan ve benim en sevdiğim yer olan Sülüklü Han’da dilerseniz dibek kahvesi keyfi yapın, dilerseniz lezzetli Diyarbakır şerbetlerinin tadına bakın. Etnik müzik dinletilerinin de yapıldığı bu handa doyumsuz bir zaman geçirebilirsiniz.

Uzun lafın kısası memleketim Diyarbakır; muhteşem surları, Dört Ayaklı Minaresi, Keçi Burcu, kadayıfı, ciğer kebabı, nefis çiğ köftesi, kaburga dolması, burma kadayıfı gibi yöresel lezzetleri en önemlisi de gözlerinin içi gülen insanları ve cıvıl cıvıl bağrışan çocukları ile gidip görülmesi gereken paha biçilemez bir şehir.

Diyarbakır ile ilgili diğer yazılarımızı okuyabilmeniz için linkini aşağıda bırakıyorum.

Diyarbakır’da Gezilecek Yerler ve Gölde Jetski Keyfi – Gezi Rehberi

Diyarbakır’da Ne Yenir? – Diyarbakır’da Yenilmesi Gereken 15 Lezzet

Başka yazılarda görüşmek üzere…

Önceki İçerikGuinness Bira Fabrikası’na Ziyaret – Siyah Bira Nedir?
Sonraki İçerikİstanbul’da Turist Oluyoruz! – Yedikule’den Samatya’ya
Merhabalar ben Reşat Taman, Diyarbakır doğumlu, seyahat ve fotoğrafçılık tutkusu ile yanıp tutuşan, 14 senedir fırsat buldukça hayallerinin peşinden gitmek için Dünya’yı arşınlayan ve bu hayalleri gerçekleştirirken gittiği her yerde zıplayarak imzasını koyan, 32 yaşında kısmi zamanlı bir gezginim. Normalde fotoğraflarımdan bile anlayacağınız üzere, enerjimi işime de yansıtarak, Gaziantep’te İpekyolu Kalkınma Ajansı’nda 7 yıldan bu yana Yatırım Uzmanı ve Eğitmen olarak görev almaktayım. 14 senede 3 kıta ve 60 ülkeden 300'e yakın şehir gezdim. Hatta bazı şehirler/kasabalara ayak basan ilk Türk olduğum konusunda iddialıyım. Seyahatlerime başlarken önce bir kıtayı bitirip sonra diğerlerine başlayacağım demiştim. Bu yüzden ilk Avrupa kıtasını İzlanda hariç tamamen bitirdim. Son zamanlarda özellikle zaman ayırma anlamında seyahatin zor olduğu Afrika ve Asya kıtalarına başladım. Son olarak benim için işin en zevkli kısmı olan zıplama muhabbetinden de bahsetmek istiyorum. Ben oldum olası kadraj karşısında durup poz vermeyi ya da selfie çekmeyi bir türlü sevemedim. Ama sonuçta gittiğimiz yerlerde bir hatıramız olmalıydı. Ben de kendime bir imza bulmaya karar verdim. Bu imza öyle bir imza olmalıydı ki benim seyahate olan aşkımı, tutkumu ve enerjimi yansıtmalıydı. Sonunda gittiğim tüm şehirlerde ve kasabalarda zıplayarak yüzlerce imzadan oluşan bir koleksiyonum oldu. Seyahat tutkumuzun hiçbir zaman sönmemesi dileğiyle...
PAYLAŞ

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here