Portekiz’in Saklı Kalmış Cenneti: Sintra – Sintra Gezi Rehberi

0
189
Gösterim

Lizbon’a 30 km uzaklıkta bulunmasına rağmen birçok turist ya da gezgin tarafından bilinmeyen bir şehir olan Sintra, Unesco Dünya Mirası listesine adını altın harflerle yazmıştır. Gelin, Sintra Gezi Rehberi yazımızda bu masaldan yırtılmış kasabayı derinlemesine bir inceleyelim.

Dalgalı dağları ve tepeleri, eğrelti otları ve likenleri, egzotik bahçeler ve ışıltılı saraylar ve köşkler dolu Sintra, Portekiz’in adeta saklı bir cennetidir. Dik yamaçlı tepelerin üstüne kurulmuş saraylar ve köşklerin her birinin mimarisi ziyaretçilerine muhteşem bir görsel sunuyor.

Sintra Genel Görünüm ve Ulusal Saray

Sintra’ya Nasıl Gidilir?

Sintra, Lizbon’a sadece 30 km uzaklıkta bulunuyor ve ister kiraladığınız araba ile isterseniz tren veya otobüs ile buraya kolayca ulaşabiliriz. Ama şehir içinde bulunan mekanların hepsi birbirine oldukça uzak ve yolları yürümek çok zorlu olduğundan en azından günü birlik araba kiralamanızı tavsiye ederim. Bu zamandan oldukça tasarruf sağlayacaktır.

Araba ile seyahat: 

Sintra’ya araba ile gelmek isteyenler A37 otobanından devam edip, A16 yoluna doğru girmeleri gerekmektedir. şehir boyunca uzanan yolların çoğu oldukça dar ve tek yönlü olduğundan gideceğiniz yerleri önceden düzgün planlayıp ziyaretlerinize başlamalısınız. Burası saraylar ve köşkler şehri olduğundan gezilecek yerlerin hepsi bu yapılardan oluşuyor. Ama birçoğunun önünde ücretsiz otopark seçeneği mevcut.

Tren ile Seyahat: 

Lizbon Oriente Tren İstasyonundan Sintra’ya birçok tren seferi düzenlenmektedir. Yaklaşık 45 dakika süren bu yolculuk için tek yön 4,5 € ödemeniz gerekiyor. Ayrıntılı Bilgi İçin: Portekiz Tren Bileti

Eski Tramway İle Seyahat: 

Araba kiralamayacaklar için şiddetle tavsiye ettiğim yöntem. Gerçekten şahane bir deneyim için bu eski tramwayları mutlaka kullanmalısınız. Eğer Batı Avrupa’nın en popüler resort bölgesinden biri olan Praia das Maças’ı da ziyaret edecekseniz buradan kalkan 14 km rotalı ve 2 € ücretle Sintra’ya ulaşan bu tramwaylarla eğlenceli bir yolculuk yapabilirsiniz. Her gün 9.20’de ve her 50 dakika’da bir çalışan bu tramwaylara yoğun bir rağbet olduğundan biraz beklemeniz gerekebilir.

Bisiklet ile Seyahat: 

Bisikler severler buraya… Lizbon ile arasındaki mesafe çok olmaması ve Sintra’da gezmek açısından kolaylık sağlyayacağından bisiklet kiralayarak da bu şehri gezebilirsiniz. Günlük 20 – 25 € arasında değişen seçeneklerle bisiklet kiralayan birçok şirket mevcut. Aşağıda bazı şirketlerin linkleri bulunuyor.

Sintra Gezi Rehberi ve Görülecek Yerler

 

Pena Sarayı ( Palácio da Pena ): 

Kendileri, Sintra’yı gezmeye gelen birçok turistin öncelikli ziyaret noktası ve en meşhur sarayı oluyor. Tepenin üstüne kurulmuş bu rengarenk ve devasa sarayı görünce gözlerinize inanamayacaksınız. Sanki kartondan yapıldığını ya da hayal gördüğünüzü düşünmeniz çok olağan bir durum olacak. Hem Gaudi’nin eserlerinden hem de Disneyland’den esinlenerek yapıldığını düşünebilirsiniz. Bu saray 19. yy Portekiz kralı Dom Fernando’nun yazlık sarayı olarak inşa edilmiş. Saray’ın dışında egzotik bitkilerle dolu ve muhteşem bir doğa manzarası sunan harika bir bahçe de mevcut. Giriş ücreti: Yetişkinler için 14 €, 18 yaş altı için 12,5 €

Moorish Kalesi (Castelo dos Mouros) : 

Bu saray 10. yy’da o dönem bölgede yaşayan Moorish (Faslıların) Sintra’yı savunma amacı ile inşa edilmiş. 12 yy’da şehri ele geçiren Hristiyanlar fetih zamanında zarar verdiklerinden romantik mimari sitili ile Dom Fernando II tarafından restore edilmiştir. Her iki kültürü de bu mekanda hissedebiliyorsunuz.          Giriş ücreti: Yetişkinler için 8 €, 18 yaş altı için 6,5 €

Ulusal Saray (Palácio Nacional) : 

Mağribi (Moorish) döneminde kraliyet sarayı olarak kullanılan mekan. Sonradan Portekiz kraliyet ailesinin yazlık sarayı olarak da kullanılmış. Sintra’nın dikkate değer yapılarından biri olup özellikle konik şeklindeki ikiz kulesi turistlerin oldukça ilgisini çekiyor. Giriş ücreti: Yetişkinler için 10 €, 18 yaş altı için 8,5 €

Monserrate Sarayı ve Parkı: 

19 yy’da inşa edilen bu saray Portekiz, Hint ve Arap mimarisinin izlerini taşıyor. Buranın asıl özelliği Dünya’nın dört bir yanından getirilerek oluşturulan Botanik Bahçesi ile çevrelenmiş olması. Bu saraya tren istasyonundan 435 nolu otobüs ile 2 €’ya ulaşabilirsiniz. Bu otobüs ayrıca Regaleira and Seteais’den de geçiyor. Giriş ücreti: Yetişkinler için 8 €, 18 yaş altı için 6,5 €

Quinta da Regaleira
Regaleira Sarayı ve Bahçesi (Quinta da Regaleira): 

İşte benim en çok hayran kaldığım saray. Belki’de Sintra’nın en ilginç noktası. Bu sarayı yapanların önünde şapka çıkarmak lazım. 1697’de yapılsa da 1892’de burayı satın alan dönemin ünlü zenginlerinden  Carvalho Monteiro’nun ünlü italyan mimar Luigi Manini’yi bu sarayı elden geçirmek için getirmesi ile saray bambaşka bir görünüme kavuştu. Hemen hemen tüm bahçenin ve sarayın yeraltı tünelleri ile birbiri ile bağlantığı bu sarayın bahçesinde bulunan 2 adet ters kulenin Dünya’da eşi benzeri yok. Özellikle daha derin olanı görünce dumura uğrayacaksınız.  Yetişkinler için 6 €, 18 yaş altı için 4 €

Convento dos Capuchos: 

Sintra’nın 7 km dışında bulunan bu manastıra sadece araba, bisiklet ya da yaya olarak ulaşabilirsiniz. Eskiden Dünya’nın en yoksul manastırı olarak bilinen bu mekan 12 Capuchin Rahibinin yaşadığı meditasyon yeri olarak kullanılmış. Bu rahipler aşırı zorluklara göğüs gererek küçük hücrelerde yaşamışlar. Çok ilginç bir mekan olmasından dolayı mutlaka ziyaret etmenizi öneririm. 

Meşhur Ters Kule

SİNTRA’DA NE ALINIR, NE YENİR NE İÇİLİR ?

Şuraya da bir imzamızı koyalım

Sintra’da kendine özgü birşeyler çok az. Genelde Portekiz’de genel tüketilen ve alınan ürünler burada da mevcut. Ama buraya kadar gelmişken şehrin en ünlü iki yiyeceği olan queijadas ve travesseiro tatlılarınıyemenizi öneririm.

İçecek konusunda ünlü Portekiz şaraplarının birçoğunu burada da bulabilirsiniz.

Hediyelik eşyalara gelince burası da diğer birçok küçük şehir gibi turist tuzağı bir şehir. Kendine has bir hediyelik eşyası da yok zaten. Sintra’ya ait magnetleri bile Lizbon’da çok rahat bulabilirsiniz. Bu bakımdan Sintra’da alışveriş yapmanıza gerek yok.

BURAYA KADAR GELMİŞKEN !

Sintra’nın bulunduğu bölge itibari ile doğa ile içiçe ve okyanus etkisinde bir şehir. Buraya kadar gelmişken özellikle Avrupa’nın en batı ucu olan Cabo de Roca’ya gitmenizi tavsiye ederim. Avrupa anakarasının Atlas okyanusundaki en uç noktasına gitmeniz güzel bir deneyim olacaktır. Sizi buranın önemini anlatan anıt ve harika bir denizfeneri/müze karşılayacak.

Ayrıca; Harika bir saraya ve şirin bir meydana ev sahipliği yapan Queluz, turistik merkezlerin pahalılığından kaçıp, ucuz bir yemek ve alışveriş yiyebileceğiniz Aguelva – Cacem, Denize uzanan sarp bir yamacın üzerine konan şahane kasaba Colares,  ünlü resort otelleri bölgesi Cascais‘de Sintra’ya oldukça yakın yerlerdir.

Colares

 

 

 

 

 

 

Bizi Takip Edin
Önceki İçerikVize Almak Zor Diyenler : Vizesiz Gidebileceğiniz Ülkeler
Sonraki İçerikYeşilin Ülkesi Sri Lanka’ya Yolculuk
Merhabalar ben Reşat Taman, Diyarbakır doğumlu, seyahat ve fotoğrafçılık tutkusu ile yanıp tutuşan, 12 senedir fırsat buldukça hayallerinin peşinden gitmek için Dünya’yı arşınlayan ve bu hayalleri gerçekleştirirken gittiği her yerde zıplayarak imzasını koyan, 30 yaşında kısmi zamanlı bir gezginim. Normalde fotoğraflarımdan bile anlayacağınız üzere, enerjimi işime de yansıtarak, Gaziantep’te İpekyolu Kalkınma Ajansı’nda 5 yıldan bu yana Yatırım Uzmanı ve Eğitmen olarak görev almaktayım. 12 senede 3 kıta ve 48 ülkeden 245 şehir gezdim. Hatta bazı şehirler/kasabalara ayak basan ilk Türk olduğum konusunda iddialıyım. Seyahatlerime başlarken önce bir kıtayı bitirip sonra diğerlerine başlayacağım demiştim. Bu yüzden ilk Avrupa kıtasını İzlanda hariç tamamen bitirdim. Son zamanlarda özellikle zaman ayırma anlamında seyahatin zor olduğu Afrika ve Asya kıtalarına başladım. Son olarak benim için işin en zevkli kısmı olan zıplama muhabbetinden de bahsetmek istiyorum. Ben oldum olası kadraj karşısında durup poz vermeyi ya da selfie çekmeyi bir türlü sevemedim. Ama sonuçta gittiğimiz yerlerde bir hatıramız olmalıydı. Ben de kendime bir imza bulmaya karar verdim. Bu imza öyle bir imza olmalıydı ki benim seyahate olan aşkımı, tutkumu ve enerjimi yansıtmalıydı. Sonunda gittiğim tüm şehirlerde ve kasabalarda zıplayarak yüzlerce imzadan oluşan bir koleksiyonum oldu. Şimdi Instagram profilimde paylaştığım her 6 ya da 9 fotoğraftan biri bu koleksiyondan geliyor. Bu platformu 10 yıllık ev arkadaşım, can yoldaşım ve birçok gezimde beraber yol katettiğim Veysel Levent AKKOR ile kurduk. Umarım siteyi gezerken keyifli bir zaman geçirirsiniz.
PAYLAŞ

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here