Medeniyetlerin Yaşatıldığı Şehir: Niğde – Niğde Gezi Rehberi

2
89
Gösterim

Medeniyetlerin Yaşatıldığı Şehir: Niğde Gezi rehberi

Kendi küçük yüreği büyük Niğde’m,

Memleketim olduğu için değil, dışarıdan gezmeye gelen fotoğrafçı bilhassa dağcı arkadaşlarımın aşık olduğu Türkiye’nin 8. Büyük dağı olan Demirkazık dağına ev sahipliği yapan ufak bir şehir yazısı ile karşınızdayız J

İç Anadolu’nun Kapadokya Bölge sınırları içerisinde yer alan Niğde; ören yerleri, doğal güzellikleri ve dağ turizmi ile kendisine çeken bir şehir. 4 mevsim boyunca ziyaretçilerini ağırlayabilen bu küçük şehirde, zengin tarihi geçmişi ile harika tarihsel eserlere ev sahipliği yapıyor. Bunun yanında doğal güzellikleri ile harika trekking parkurları ie yürüyüş yapabilir, Aladağlar Milli Parkı’nda dağcılık faaliyetlerine katılabilir, kaplıcası ile şehrin gürültüsünden uzak yorgunluğunuzu atabilirsiniz. Üzerine bir de meşhur Niğde Tava tattık mı değmeyin keyfinize… J

Niğde’nin genel tarihi hakkında kısaca bilgi verecek olursam, geçmişi M.Ö. 600 lü yıllara kadar uzanmaktadır. Hititler, Asurlar, Frigler, Medler, Pers İmparatorluğu, Romalılar, Bizanslılar ve Osmalı imparatorluğu gibi medeniyetlere ev sahipliği yaptığından öne çıkan şehirlerimiz arasındadır. Bu medeniyetlere  ait bulgular Roma Havuzu, Kemerhisar Kemerleri ( Tyana Ören Yeri), Alaaddin Cami (Kız Slüeti), Niğde Kalesi, Gümüşler Manastırı, Göllüdağ Ören Yeri gibi yapıtlar medeniyetlerden günümüze kadar ulaşmış yapıdadır.

Niğde Nerededir?

İç Anadolu Bölgesinin güneyinde yer alan Niğde’nin kuzeyinde Kayseri ve Nevşehir, güneyinde Adana ve Mersin, batısında ise Aksaray ve Konya’ya komşudur.

Kuzeyinde Çiftlik ilçesinde yer alan Melendiz Dağları ve ona sınır olan Hasan Dağları, Güneyinde Aladağlar Milli Parkı ve Bolkar Dağları ile çevrili olan il, geniş ovalarla çevrilidir. Ovaları tarıma elverişli yapıdadır.

Nasıl Gidilir?

Niğde‘ye ülkemizin her yerinden ulaşım karayolu ile sağlanabilir. Doğuyu ve Batıyı birbirine bağlayan önemli bir kavşak noktasıdır.  Özel aracınız ile İstanbul-Niğde arası yolculuk yapmak isterseniz 8 saat, Ankara-Niğde arası yolculuk 4 saat sürmektedir.

Tren ile ulaşım sağlamak mümkündür. Erciyes Ekspresi ile Kayseri, Çukurova Mavi Treni ile Haftanın her günü Adana’ya gidilebilir.

Şehire maalesef ki direkt havayolu ulaşımı yoktur. Niğde‘ye en yakın 130 Km uzaklıktaki Kayseri Havalimanı gidilerek 1.5 saat aktarmalı olarak tercih edilebilir.

Şehir içi ulaşım?

Şehir içi ulaşım halk otobusu ve dolmuşlarla sağlanmaktadır. Yakın zamanda Kentkart uygulamasına geçildiğinden şehir içindeki ulaşım hızlı ve daha kolay hale gelmiştir.  İlçelerine de günlük otobüslerle istediğiniz zaman ulaşım söz konusudur.

Şu anki halk otobüs ücret tarifesi;

Tam; 2.5

Öğrenci; 1.75

 

Niğde’de Gezilecek Yerler

  • Niğde Kalesi

Birçok medeniyetin izlerini sinesinde taşıyan şirin şehrimizin anlattığımız son derece kıymetli, zengin eserleri arasında Niğde Kalesi sönük kalmaktadır. Eski Niğde şehrinin bulunduğu tepeyi çevreleyen kale üç surla çevrilmiştir. Fakat birçok yeri yıkılmış olan kalenin bedenlerinin bir kısmı evlerin duvarı olmuştur. Bugün tepenin kuzeydoğusunda bir hisarı içine alan kısım ayakta kalabilmiştir. Yakın zamana ait yıkıntıları arasında meskene çevrilen iki burcun kalıntıları görülebilmiştir. Bu sur muhtemelen Sungurbey Cami’nin yanına kadar uzanıyordu. Sungurbey Cami’nin karşısında surlardan ayakta kalan az bir kısım restore edilmiştir. Batı taraftaki sur ve burçlar tamamen kaybolmuştur. Kalenin ayakta kalan tek burçtan ibaret ana kulesi tepenin en yüksek noktasına yapılmıştır. Nispeten daha iyi korunmuş olan bu ana kule, dikdörtgen burçlara yaslanan surlardan çok daha yüksektir. Ana kulenin duvarları yıkılmamış ise de iç kısmında bulunan birçok oda ve hücre tamamen harap olmuştur. Güney kısmında yapılan onarımlara rağmen surun ana hatları zorlukla seçilebilir.

Kalenin tarihi hakkında kesin bir şey söylemek mümkün değildir. Alt duvarlarında Arap-Bizans çeşnisi var ise de MÖ 8. Asır’da yapılmış olma ihtimali vardır. Kale 1740 yıllarında Sadrazam İshak Paşa tarafından onarılmıştır. Bugün ise belediye tarafından tepenin etrafı duvarla çevrilerek, tepenin üstü park haline getirilmiştir.

Kalenin eski burçlarından birinin üzerine yapılmış bulunan meşhur saat kulesi fevkalade güzel bir eserdir ve adeta Niğde’nin sembolüdür. Fakat kitabesi olmadığı gibi hakkında fazla bir bilgi de yoktur. Ancak stil yoluyla 19. yüzyıla tarihlenir.

Günümüzde Kale çevresindeki park alanı ile ziyaret noktası haline getirilmiş ziyarete açık bir noktadadır. Çevresinde kaleye uyumlu, ufak kafe işletmeleri mevcuttur. 4 Mevsim ziyarete açık olan kale, sıklıkla fotoğraf çekimlerine ev sahipliği yapmaktadır. Ramazan ayında rengarenk top atışlarıyla etkinlikler düzenlemektedir.  Bir çok kez fotoğraf için ziyaret ettiğim, her gittiğimde başka bir yüzünü gördüğüm eşsiz bir nokta.

  • Alaaddin Camii

Niğde Alaaddin Cami

Niğde Kalesi’nin bulunduğu tepededir.

Niğde Sancakbeyi Ziynettin Beşare tarafından 1223 yılında I. Aladdin Keykubat adına yaptırılmıştır. Taş işçiliği ve orijinal mimarisi ile Anadolu Selçuklu camilerinin en iyi örneklerinden biridir.

Dikdörtgen bir yapıya sahiptir. Yapı iki sıradan dörder ayakla üç bölüme ayrılır. Diğerlerine nazaran daha geniş olan orta bölüm tavanında aydınlık penceresi de bulunur. Caminin mihrap önü tavanı yan yana üç kubbe ile örtülüdür. Selçuklu Mimarı sanatının tüm inceliklerini yansıtmasının yanında bu camii’yi meşhur kılan en önemli özellik Cami’nin kapı girişindeki işlemeler, uygun ışık geldiğinde kadın başı silueti şeklini almasıdır. Mayıs ayında sabahın ilk ışıklarında, kadın silüetinin çok belirgin olarak görüldüğü söylenmektedir. Doğu giriş kapısındaki bu kadın başı figürü ile ilgili efsane ise günümüze kadar ulaşmıştır.

Bu silüetin muhteşem bir hikayesi vardır. Göz atmak için;

Kadın Başı Silüeti Efsanesi

Şu an bu camii kalenin hemen yanında olduğu için ziyaret alanlarına açıktır. Genelde fotoğraf sanatı için dikkat çekici yerler arasında olan bu camiiyi 4 mevsim ziyaret edebilirsiniz.

Niğde Alaaddin Cami – Kız Silueti
  • Gümüşler Manastırı

Gümüşler Manastırı – Niğde
Gümüşler Manastırı – Niğde

Merkeze 9 km uzaklıkta olan Gümüşler Kasabası’na bağlı olan Gümüşler Manastırı, Kapadokya bölgesinde günümüze kadar korunarak ulaşmış en büyük manastırlardan biridir. Her adımı tarih kokan bu manastır büyük bir kayanın içerisine oyularak yapılmıştır. Yapım tarihi net olarak belirlenmemekte birlikte MÖ 13 yy kadar dayandığı tahmin edilmektedir. Osmanlı döneminde Müslüman olmayan halk tarafından ibadet merkezi olarak kullanılan bu manastırda, ilk kazı calısmaları 1960 yıllarında başladı.

Bu manastırı diğer manastırlardan ayıran en önemli özellik Meryem Ana’nın dünyada ilk gülümsediği fresk ile ünlüdür. Bu fresk yanında İsa’nın doğumu, melekler, tasvirler, havariler gibi tasvirler bulunur.

Buranın ilginç tarihi ile gezilecek listenize eklemenizi kesinlikle tavsiye ediyorum

View this post on Instagram

Bir çoğumuz nevşehirdeki meşhur tarihi yapisini bilir. Ama devaminin nigdede oldugunu burda da bir yeralti sehrini olduğunu bilmez. 😊 kayayla oyulmuş en büyük yasam alanlarından biri burdadir. Manastırın yer aldığı Gümüşler Kasabasının Orta Çağ’daki adı ve tarihi hakkında dönem kaynağı bulunmamaktadır. Büyük bir kaya kilisenin içine oyulan manastır Kapadokya bölgesindeki günümüze iyi korunarak gelmiş ve en büyük manastırlardan birisidir. Icinde büyük hac, buyuk klise ve bir cok resim bulunur. Kilisenin duvar resimlerinde en az üç farklı ustanın çalıştığı düşünülmektedir. Ana apsisteki üç şerit halindeki resimlerin en üstündeki Tahtta İsa, sağında iki melek, İncil yazarlarının sembolleri ile Desis sahnesinde yer alan Meryem ve havariler, en alttaki şeritte ise Kayserili Büyük Basileios, Nysa’lı Gregorios, Nazians’lı Gregorios gibi kilise babalarının resimleri yer almaktadır. . . . #fotogulumse #fotografvakti #kadrajturkiye #ig_photo_life #photo_turkey #anilarinisakla #igphotoworld #hayatakarken #gunun_karesi #hayati_paylaş #objektifimden #turkinstagram #zamanidurdur #allshotsturkey #sehir_istanbul #benimkadrajim #fotografturkiye #evrenselkareler #ig_photosentez #fotografheryerde #fotoblog_turkey #instagram_turkey #turkshutter #hayatandanibarettir #objektifimdenyansiyanlar

A post shared by Hande Tokmak🌹 (@hndetkmk) on

  • Roma Havuzu

Roma Havuzu, Niğde ilinin Bahçeli kasabası‘nda bulunur. Burada bulunan havuz, antik mermerden yapılmıştır ve Roma Dönemi’nin en iyi işçiliklerindendir. Roma Havuzunun M.S. 2. Yüzyılda yapıldığı bilinmektedir. Havuz, Roma yıllarından sonra tamamen toprak altında kalmıştır. Bu bölgede yapılan kazı çalışmalarında havuzun varlığı 1960 yılında ortaya çıkarılmıştır. Havuzun arka kısmında bulunan arazide yapılan çalışma sonucunda da pek çok antik kalıntı bulunmuştur ve bunlar Niğde müzesinde sergilenmektedir. Bu havuz anlatılan rivayetlere göre, “Kleopatra’nın süt banyosu yaptığı havuz” olarak bilinir.

Günümüzde Roma Havuzunun etrafında mesire alanları bulunur. Ağaçlar ve yemyeşil çimenler içinde bulunan bu yer, halkın piknik yapmak için tercih ettiği en güzel yerlerden biridir. Roma Havuzu turistlerin ilgisini çeken antik yerlerden birisidir. Bu nedenle etrafında çeşitli restoran ve kafeler bulunur. Bir zamanlar gitmeyi sevdiğim bu yer şimdi ise maalesef ki restorasyon yapılmadığı için pek iyi durumda değil. Ancak buna rağmen ziyaretlere açık direnmeye çalışan bir yapı. Buraya yolunuz düşerse görülmesi gereken bir eser. 

Roma Havuzu – Niğde
  • Tyana Ören Yeri ve Su Kemerleri

Tyana Ören Yeri Ve Su Kemerleri Antik Tyana örenleri, Bor ilçesi, Kemerhisar kasabasındadır. Ören yeri, Kemerhisar Kasabası’nın büyük bir bölümünün altında kalmıştır. Kasabanın muhtelif yerlerinde çeşitli durumlarda bulunan önemli heykeltıraşlık eserler ve ören yerinde yapılan bilimsel kazılar neticesinde çıkan eserler ve mimari parçalar Niğde Müzesi’nde sergilenmektedir. Bahçeli kasabası’nda bulunan ve Roma havuzu adıyla adlandırılan antik havuza hayat veren kaynak suyunun Roma devrinde yapılan kemerlerle taşınmasına yönelik oluşturulan kemerlerden dolayı kasaba Kemerhisar adını almıştır. Roma havuzundan itibaren Kemerhisar Kasabası içlerine kadarki bölümde kemerler toprak altındadır. Kalan bölümdeki ve kazı alanına kadar olan kemerler ise toprak üzerindedir Halen büyük bir bölümü ayakta bulunan su kemerleriyle Roma havuzundan şehre su taşınmaktaymış. Su kemerleri M.S. II-III. yy.’lara aittir. Tyana Ören yeri I.II. ve III. dereceli arkeolojik sit alanı olarak koruma altına alınmıştır. Tarih öncesinden Hititler’in yıkılışına değin pek çok uygarlığa mekân olan Kemerhisar (Tyana), Hititler döneminde Tuwanuwa, Roma’da ise Tyana olarak tanınıyor. Tuwanuwa Geç Hitit döneminin başkentidir. Ünlü kral Warpalawa İ.Ö.738–715 yıllarında bu kentte hüküm sürmüştür. M.Ö.30-M.S. 395 yıllarını kapsayan Roma döneminde, Kemerhisar (Tyana) yoğun yapılaşma ile tarihinin en önemli evresini yaşadı. Antik kent saraylarla, tapınaklarla, su kemerleriyle ve yerleşim birimleriyle büyük bir kent konumuna geldi. Tyana’nın en parlak dönemi hiç kuşkusuz Roma çağıdır. Bu dönemde iki kez Güney Kapadokya Krallığı’nın başkentliğini yapmıştır.

Günümüzde eşsiz bir görsel alana sahip olan bu yer, 4 mevsim ziyarete açık ve dikkat çeken yerler arasında. Fotoğraf acısından simetrisel bir uyum içerisindedir. O yüzden ilk fırsatta ziyaret edilesi yerler arasında.

  • Niğde Müzesi

Niğde müzesi tarihe tanıklık eden eşsiz yerlerden birisi. Müzede binlerce yıllık kültür birikimi ile bir araya gelmiş uygarlıkların kalıntılarına ev sahipliği yapıyor. Eserlerin Niğde bölgesinde bulup korunması ve sergilenmesi açısından müze kurularak kazı çalışmalarına destek sağlanmaya başlanmıştır. Her gezdiğimde ayrı bir dünyaya kapı açan bu müzede,  1. salonda Neolotik eserler, 2. salonda Eski Tunç Çağı’na ait eserler,  3. Salonda Hitit Dönemi,  4. Salonda Helen, Roma ve Bizans dönemi, 5. Salonda mumya ve sikkeler dönemlerine göre sınıflandırılarak sergilenmeye bırakılmıştır.

  • Çiftehan ve Narlıgöl Kaplıcaları

Narlıgöl – Niğde

Narlıgöl kaplıcası Niğde’nin Nar köy yakınlarında bulunuyor. Kaplıcanın hemen yanında bulunan Narlıgöl, suyunun kükürtlü olması sebebi ile Acıgöl olarak da bilinir. Bu göl krater gölü özelliğini taşıyor. Bu gölün kaplıcası şifalı suyunun yanında, göl suyu azaldığında kalp şeklini alıyor olmasıdır. Bu şekli aldığında, kaplıca yanında fotoğraf çekmek görsel bir şölen haline geliyor. Bu yönüyle az bilinen ama ziyaret edilmesi geren yerlerden biri bence. Önce kaplıca keyfi, sonrasında fotoğraf şöleni ne harika gelir J

Çiftehan – Niğde

Çiftehan Kaplıcası, N

iğde’nin Ulukışla ilçesinin Çiftehan kasabasında bulunur. Bu kaplıca suyun renginin berrak ve saf olmasından dolayı dikkat çeken yerler arasında. Suyun içerisinde bol kalsiyum, sodyum bulunur.  Bu kaplıca sağlık yönünden doktor kontrolü altında romatizmal ağrılar, eklem kireçlenmeleri, cilt hastalıkları, bel ve boyun fıtığı, böbrek rahatsızlıkları gibi hastalıklara iyi gelmektedir. Her yıl yüzlerce insan tedavi amaçlı olarak ziyaret ediyor. 

 

  • Karagöl – Çinili Göl

En sevdiğim yerleri son 2 ye bıraktım. Karagöl, Niğde’nin Ulukışla İlçesi sınırlarında kalan Orta Toroslar’ın temelini oluşturan Bolkar Dağı‘nın 2 bin 650 metre yüksekliğindeki zirvesinde ‘Saklı Cennet‘ olarak duran Karagöl’ün Milli Park ilan edilmesi bekleniyor.

Bolkar Dağı, yayları, pınarları, gölleri, göçerleri, sürüleri, çiçekleri ve köyleri kucaklayan ve onlara hayat veren dağları, her mevsim meraklılarına kucak acıyor. Dünyada sadece Bolkar Dağı‘nın 2 bin 650 metre yüksekliğindeki Karagöl‘de koruma altında bulunan Toros Kurbağaları (Rana Holtzi) ise, dünyanın birçok ülkesinden ziyaretçi akınına uğruyor. Toros sediri, karaçam, köknar ve ardıç ağırlık olmak üzere sık ormanlarla kaplı olan Bolkarlar‘da yaşam ilk baharda karların erimesiyle başlıyor. Çiçekleri, buzul gölleri, yüksek zirveler ve kırsal yaşama yaptığı ev sahipliği ile Türkiye’nin en güzel sıra dağları olan Bolkarlar, dağ ve doğu yürüyüşleri için vazgeçilmez bir mekan haline geldi.

Dağcı ve doğaseverlerin yoğun ilgisini gören Karagöl, mevsimsel geçişlerde Türkiye’nin dört bir yanından gelen fotoğraf meraklılarının da adresi oldu. Bir çok kez trekking ve fotoğraf gezisi yaptığım enfes doğa harikası bir cennet.

Foto 3- yol parkuru

  • Aladağlar Milli Parkı

En sevdiğim, gitmelere doyamadığım muhteşem heybetli görüntüsü ile Demirkazık ve 7 göllere ev sahipliği yapan, bu sene Aladağlar Skyrail’de tüm dağcı, bisiklet ve koşu sporcularını bir araya getiren bu muhteşem yerden bahsetmek istiyorum.

Niğde’nin Çamardı ilçesine bağlı olan Aladağlar Milli parkı, Kayseri ve Adana sınırları içerisinde yer almaktadır. 1995 yılında milli park ilan edilerek koruma altına alınan bir yer olarak karşımıza çıkmaktadır.

54.000 hektar alana sahip bu Milli park, kızılçam, göknar ve karaçam ağaçları ile çevirilidir. Rengarenk doğası, canlı yaban hayatı ile dikkat çeken bu yer, Demirkazık dağında dağ keçilerine ev sahipliği yapmasının yanı sıra, yaban domuzu, kurt, sansar, çakal, tavşan gibi canlılara da yuva olmaktadır.

Dağcılık yönünden eğitim faaliyetlerine ev sahipliği yapmakta olup, yürüyüş parkurları açısından da elverişlidir. Emli vadisi, Sokullupınar ve yedigölleri kapsayan yürüyüş parkurları oldukça elverişlidir. Çoğunlukla dağcı zirvesi yönünden Demirkazık ve 7 göller olarak adlandırılan bölümde profesyonel dağcıların 5 günde 5 zirve etkinliklerine sıklıkla bu bölgede rastlamak mümkün.

Demirkazık Dağı 3756 mt yükseklikte tırmanışçılar için (ben dahil) güneşin doğuşu ve batışını izlemek için bulutlar üzerinde tırmanış parkuru açısından sevilen yerlerden biri.

Kamp alanlarının sıklıkla bulunduğu bu alana ulaşım Çamardı ilçesinden sağlanıyor.

Bu eşsiz güzelliği ziyaret etmenizi tavsiye etmekle kalmıyor kaçırmayın diyorum J

Demirkazık Dağı

Aladağlar Genel Görünüm

Tırmanış Etkinliği

Kamp Alanımız

Niğde Mutfağı

Sebze ve et yemeklerine ağırlık veren Niğde’de kendine has mutfağı ile dikkat çeken yemek kültürü mevcuttur.

Oğma ve Mangır Çorbası geleneksel çorbaları arasında  yer alırken Arabaşı Çorbası yanında özel hamuru ile servis edilir.

Niğde Tava mutlaka denemeniz gereken harika bir lezzet. Bunun Yanında Söğürme, kuzu eti yeşilbiber ve soğan ile tadı damakta kalan enfes lezzetler arasındadır.

Bünyesinde muhacirleri de barındıran Niğde’de Selanik Göçmen Böreği (muhacir böreği), Kuskus, Papara Çıldır gibi aperatif yiyecekler de diğer yöresel yemekler arasındadır.

Kaygana, Burma Tatlısı, Kaymak Tatlısı Niğde’yi ziyaret ettiğinizde yiyeceğiniz tatlılar arasında.

Türkiye’de elma yetiştiriciliğinde ilk sırada yer alan Niğde, patates üreticiliği de önemli tarımsal ürünlerindendir.

Niğde Gazozu şehrin en meşhur içeceği olup, frambuazlı aromasıyla tattığınızda çocukluğunuza götürecek enfes bir lezzet.

Niğde’de Gece Hayatı

Tarihi güzelliği ve doğa güzelliği ile ön plana çıkan bu şehirde aktif bir gece hayatından söz etmek pek mümkün değil. Çoğunlukla kafe bulunan bu yerde az sayıda eğlence mekanı yer alıyor. Bariyer Cafe&Bar  ilk akla gelen yerler arasında. Canlı müziğin yer aldığı bu mekan, alkol kullanımına izin verilen yerlerden biridir.

Casablanca Bistro&Pub ünlü sanatçıların yer aldığı eğlence mekanları arasında.

Henry Jones, otantik  görünümü dışında eşsiz aperatif tatlarıyla her aksam canlı müziği ile dikkat çeken bir başka mekan… niğde gezi, niğde gezi, niğde gezi, niğde gezi, niğde gezi, niğde gezi, niğde gezi, niğde gezi, niğde gezi, niğde gezi,

Önceki İçerikZengin Olmak mı? Varlıklı Olmak mı? Koç Müzesi – İstanbul Kültür Rehberi
Sonraki İçerikKış Tatili İçin Gidilmesi Gereken 10 Yer
Hakkımda Hayaller ve hayatlar misali üniversiteden sonra yaşadığım şehirde başlamış olduğum muhasebe sektöründe esasen hayalimde olmayan bir işle iştigal ediyorum.  İş hayatına yeni başlamışken ciddi görünme gayreti içine girdiğim ama ruhuma giydiremediğim kıyafetler, yüzümde maske misali makyajla her gün aynı sıradanlıkla hazırlanıp çıkıyordum. Tanımadığım insanlarla otobüste oldukça samimi bir halde omuz omuza, halay çekerek kimi zaman halay başı hatta zılgıt çekerek müsait bir yerlere kadar gidiyorduk. Akşama kadar yüzüme sahte bir sırıtkanlık takıp aynı yoldan eve geri dönüşler. Peki benim derdim ne? Cevabını bende henüz bilmiyorum ama Tanrısal bir işaret gibi bir gün bir hikayeye şahit oldum. Hani derler ya, bir kitap okudum hayatım değişti. O misal işte... 50 yasında bir amca burada Niğde Demirkazık Dağına tırmanmış ve tepeye yakın bir yerde kardelen çiçeğinin fotoğraflamış. Karların altından güneşe başını uzatan bir kardelen gibi birden dünyam aydınlandı.; yahu bu adam bu yaşta iki çiçek için bunları yapıyorken sen ne yapıyorsun Hande dedim. Ufaktan günü birlik gezilerle başlayan bu merak , gördüğüm, etkilendiğim muhteşem manzaraları belgeleme isteği ile fotoğraf aşkına dönüştü. Böylece gözümün gördüğü her şeyi çekmeye başladım. Bu tutku ile Türkiye'nin hemen hemen her yerini gezdim, gördüm araya temel fotoğraf eğitimini de sıkıştırıp daha iyi kareler yakalamak adına kampa ve tırmanışa başladım. Nasıl süper di mi? ​ Böylece sonunda olmak istediğim yere gelebilmek için hem soyut hem somut anlamda epeyce tırmanmış oldum. Ben yolumda yalnız yürüdüm. Şimdi amacım adım atmak isteyip atamayan, nereden nasıl başlayacağını bilemeyen fotoğraf tutkunlarına,gezginlere özellikle kadın arkadaşlara bir dost eli olmak. Dediğim gibi ben bu serüvende yalnızdım. Siz değilsiniz. ​ Özünde Ben 1992 yılında Niğde'de doğdum. Tüm eğitimimi yaşadığım şehirde aldım. Babam ben çok küçükken vefat etti ve ömrümün bir kısmı da orada burada çalışmakla geçti. Ailemle yaşıyorum. Türkiye'nin sadece gezmediğim Ege ve Marmara da bir kaç şehri kaldı. İlerleyen zamanlarda umuyorum ki yurtdışı.
PAYLAŞ

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here