Mezopotamya’nın Kadim Şehri – Mardin Gezi Rehberi

0
188
Gösterim

MARDİN : MEZOPOTAMYA’NIN KADİM ŞEHRİ

Mardin’in Tarihi

Mardin sokakları

Anadolu’yu Mezopotamya’ya bağlayan Mardin yöresi; tarihsel gelişim içerisinde, onlarca uygarlığa ve onlarca değişik din, etnik grup ve mezheplere ev sahipliği yapmış ve birbirinden farklı bu kültürler, sevgi ve hoşgörüyü bir arada harmanlayarak ve farklılıklarını koruyarak, yüzlerce, binlerce yıl bir arada ve dayanışma içerisinde yaşamasını bilmiştir. Müslüman, Süryani, Yakubi, Keldani, Nesturi, Yezidi, Yahudi, Kürt, Arap, Çeçen, Ermeni vs. gibi farklı din ve farklı etnik kökenden gelen topluluklar; “doğal toplumsal hoşgörü” ve uzlaşma ile, “barış ve kardeşlik içerisinde” bir arada yaşamışlardır. Mardin, bu özelliklerinden dolayı, “değişik kültürel yapıların barışçıl bir sentezini oluşturmuştur”. Zarathustra’nın, Mani’nin yaşadığı; kültürel ve felsefi yoğunluğun tarih boyunca damgasını vurduğu barış, kardeşlik ve hoşgörü kenti Mardin…

Şehrin adı Süryanice kaleler kenti demek olan “Marde” den gelir.
Romalıların Süryanilerden alarak ‘Maride’ dedikleri şehire, Araplar ‘Maridin’ dediler.

 

Kervan ve savaş yolları üzerinde bulunan Mardin tarih boyunca önemli bir şehir oldu. İlkçağda Persler’in, Büyük İskender ve ardıllarının egemenliğinden sonra uzun zaman Roma ve Bizans’ın elinde kalan Mardin, Çaldıran Savaşı’ndan sonra Osmanlı ülkesine katıldı. Anadolu seferinde Timur iki ay kuşatıp da zaptedemediği şehrin eteklerindeki tüm ağaçları yaktırır. Mardin Kalesi Bizans İmparatoru Constantinus tarafından Sasaniler’e karşı yaptırıldı. Kurtuluş Savaşı sırasında da işgale uğramayan şehir günümüzde ticari önemini yitirmiştir.Yakın geçmişte Almanlar tarafından yapılmış ünlü Bağdat demiryolunun bir uzantısı Mardin önündeki ovadan geçer ama kent Güneydoğu’nun en çok göç veren illerinden biridir maalesef. Mardin teolojik olarak da çok zengin bir kent. Bu dinsel mozaik hiçbir dinin baskın olmamasıyla oluşmuş. Yeni bir inanç sistemini benimseyenler diğerlerini rahatsız etmemiş. Değişik dini cemaatler birbirleriyle evlilikler yapmış. Bu akrabalık bağları da ortamı yumuşatmış. Şunu hissedebiliyoruz; Mardin’de baskın bir din yok.

Sokaklardaki çöpleri eşeklerle topluyorlar

Verimli Mezopotamya ovasının ortasında yükselen, kalker ve lavlarla örtülü bir dağın yamacındaki kent, neredeyse bütün kültürlerin uğrak yeri olmuştur. Kentin doğum tarihi İÖ 3000 yılına dayanıyor. İlk konuklar ise şöyle sıralanıyor: Subarular, Sümerler, Akadlar, Hititler, İran’dan gelen Midiler. Daha sonra Asurlar, Urartular, Mitannîler, Aramîler, Persler…2 bin yıl sonra Büyük İskender. İlk Hıristiyanlar, II. yüzyılda Romalılar, Sasanîler, hemen ardından Bizanslılar. Araplar, IX. yüzyılda Hamdanîler, X. yüzyılın sonunda Mervanîler, XI. yüzyılda Türkmenler, XII. yüzyılda Artukiler. Haçlıların kılıç sesleri, ardından Eyyubîler sonra İlhanlılar. Karakoyumlu ve Akkoyumlu beylikleri. XVI. yüzyılda Safevîler, Osmanlılar ve nihayetinde Türkiye Cumhuriyeti.

Mardin’e Ulaşım

Mardin’e İstanbul’dan kalkan THY , Pegasus ve Anadolu Jet’in seferleri ile aktarmasız olarak gelebilirsiniz. Eğer farklı bir alternatif düşünürseniz de Diyarbakır üzerinden gelebilirsiniz. Diyarbakır’da uçak seferleri daha sıklıkla yapılmaktadır. Diyarbakır’dan da her yarım saatte bir kalkan minibüslerle 1 saatte Mardin’e ulaşabilirsiniz. Bilet ücreti 14 TL’ dir.

Mardin’e Ne Zaman Gitmek Gerek 

Mardin’ gitmek için en uygun zamanlar Sonbahar ve İlkbahar ayları. Ben Eylül ayı başında gittiğim için halen epey sıcaktı. Nem fazla olmadığı için kuru sıcak hem acayip yakıyor hem de insanı çarpıyor.

Mardin’de Nerde Kalınır

Şatana Ailesi Konağı ( Eski PTT Binası )

Beklentinize ve Bütçenize göre bir çok seçenek bulunmaktadır. Düşük bütçeye sahipseniz bunun için en ideal yerler öğretmenevi yada uygulama oteli olacaktır.

Ben Artuklu Üniversite bünyesinde bulunan Sosyal Tesis ve Uygulama Oteli olarak kullanılan otelde kaldım. Üstelik bu bina  1950 yılından itibaren PTT binası olarak kullanılmış daha sonra ise üniversite tarafından restore edilerek otel haline gelmiş. Bina 1890 yılında Şatana Ailesi tarafından yaptırılmış bir konaktır.

Mardin’de Gezmek İçin Ne Kadar Süre Lazım

Mardin dışında bir yere gitmek gibi bir düşünceniz yoksa 2 tam gün yeterli olacaktır. Mardin dışındaki yerlere gitme düşünceniz varsa süreyi biraz daha uzatmanız gerekir. Cuma akşam gidip Pazar akşam dönebilecek şekilde ayarlayabilirseniz hafta sonu bulunmaz fırsat olan bir yer. Şunu kesinlikle söylemeliyim ki ben 2 gün kalmama rağmen dönerken bir şeyleri eksik yaptım hissiyatı ile dönmüştüm.

Mardin’de Gezilecek Yerler

Bu kadar özet bilgiden sonra artık bu kadim şehrin sokaklarında dolaşmaya başlayabiliriz. Önemli yapıların dışında sokaklarda dolaşmak bile ayrı bir güzel. Her sokak sizi bambaşka yerlere götürecektir. Görülmesi gereken yapıların hepsi Eski Mardin bölgesinde bulunmaktadır. Eğer ki konaklamayıda bu yerde yaparsanız yürüyerek gezebilirsiniz. Tek sıkıntı bir dağ yamaçında kurulmuş olması nedeniyle yukarılara çıkarken ya sizi merdivenler yada yokuş bir yolun beklemesidir.

Mardin Kent Müzesi

Mardin’in eski kent merkezi bir çok tarihi yapı ile dolu. Bunlardan biri de Mardin Kent Müzesi. Burası müzenin yanı sıra, çocukların eğlenerek birşey öğrenebiliyorlar. Müze kat kat bölümlerden oluşuyor ve bölgeden çıkarılan bir çok eser bulunmaktadır.

Mardin Ulu Cami

Burdaki en büyük camilerden biri Ulu Cami. Camiden içeri girdiğinizde küçük bir avlu ve şadırvan ile karşılaşıyorsunuz. Sarı kesme taşlarla yapılan cami çevre ile uyum içinde görünüyor.

Caminin çevresinde dar sokaklar ve küçük dükkanlar bulunmaktadır.

Kayıtlara göre cami 1176 yılında Artuklu Döneminde yapılmış. Kayıtlarda ayrıca 2 minaresi olduğu yazarken günümüzde tek minaresi bulunmaktadır.

Kırklar Kilisesi ( Mor Behnam Kilisesi )

Mardin Müzesi’nin üst kısmı Süryani ailelerin yaşadığı bölge olarak bilinmektedir. Bu kilisede bu bölgede yer almaktadır. Kilisenin ana kapısından içeri girdiğinizde sizi çok güzel bir havlu karşılıyor.

Süryaniler’in Mor Behnam ve kız kardeşi Saro adına 569 yılında inşa ettikleri bu kilisenin orijinali 12. yüzyılda camiye dönüştürüldüğü için Kırklar Kilisesi adı ile anılmaya başlanmış. Kilise, adını 3.yüzyılda Hristiyanlar üzerine büyük baskı kuran Roma İmparatoru Dokios’a isyan ettikleri için Sivas’taki buz gölüne sürülen ve burada donarak öldükten sonra şehir olarak anılmaya başlayan 40 askerden alıyor.

Zinciriye Medresesi

Bölgeyi istila eden Moğol ordusunun burada hapsettiği Sultan İsa’nın adıyla anılan Zinciriye Medresesi, 1385 yılında inşa edilmiş. Medresenin tamamı simetrik bir mimari yapı ile yapılmış. Burası aynı zamanda rasathane olarak kullanıldığından yüksekte kurulmuştur.

Medresenin içinde bulunan çeşmeye halk arasında Hayat Çeşmesi denmektedir. Suyun çıktığı yer doğumu havuza doğru giden yol çocukluk ve gençlik yıllarını ince bölme yaşlılık dönemini döküldüğü havuz ise ölümü temsil etmektedir. Günün bazı saatlerinde suyun aktığı yerde harika fotoğraflar çekebilirsiniz. Bunun aynısı Kasımiye Medresesi’nde de bulunmaktadır.

Mardin Müzesi bugünkü binasına taşınmadan önce Zinciriye Medresesi’ nde işlevini sürdürmüştür.

Kasımiye Medresesi

Görülmesi gereken yerler içinde ilk 5 te diyebileceğim Kasımiye Medresesi, Artuklular döneminde yapımına başlanmış anca Timur yönetimindeki Moğollar’ın saldırıları nedeniyle yarım kalan medrese 15. yüzyılda inşası tamamlanabilmiş. Avlusunda öldürülen Kasım Paşa’nın kız kardeşinin yapıya astığı gömlekten sıçrayan kan izlerinin, duvarına su döküldüğünde görülebildiği rivayet edilmektedir.

Deyrulzafaran Manastırı 

Deyrulzafaran Manastırı , 5. yüzyılda yapılan Süryanilerin en önemli manastırlarından biridir. Muhteşem mimarisi dışında 1932’ye dek 640 yıl boyunca Süryani Ortodoks patriklerinin ikametgahı olarak faaliyet gösteren yapı, ovalara nazır bir yamaçta bulunmaktadır.

İçerisinde bulunan en önemli yapıları Mor Hananyo Kilisesi , Azizler Evi, Meryem Ana Kilisesi ve Güneş Tapınağı’dır. Manastırın en büyük özelliklerinden biri de içerinde 52 Süryani patriğinin mezarlarının bulunmasıdır.

Eski kent merkezinde yürüyerek gidemeyeceğiniz tek yer. Mutlaka bir araçla gitmeniz gerekmektedir.

Manastır haftanın her günü ziyaret etmek mümkün ama ziyaret saatlerine dikkat etmenizi öneririm. Öğle saatlerinde ziyaretçi girişi yapılmamaktadır.

Şehidiye Cami

13. yüzyılın başlarında Artuklu Sultanı Melik Hasreddin Artuk Aslan tarafından yaptırıldığı düşünülmektedir. Eski PTT binasının karşısında bulunmaktadır. Ana Kapı Anayolun seviyesi altında kalmış durumdadır. Ermeni bir mimar tarafından iskelesiz olarak inşa edilmiştir.

Size başlıca gezmeniz gereken yerler hakkında bilgi vermeye çalıştım. Bunlar dışında sokaklarda gezerken bir çok esere rastlamanız oldukça mümkün. Yazdıklarım dışında görebileceğiniz diğer yerler Bab-ı Sor çeşmesi, Hatuniye Cami ve Medresesi dir. Kentin tepesinde Mardin Kalesi bulunmaktadır. Ancak askeri yer olması nedeniyle ziyaret edilememektedir.

Mardin’ de Ne Yapılır

Mardin denilince akla ilk gelen şey Süryani Şarabı dır. Aslında yörede şarabı hep süryanilerin yapıyor olması ve içinde mahlep bulunması nedeniyle adına Süryani Şarabı denmiş. Koyu kıvamlı tamamiyle el yapımı bu şarabı denemenizi öneririm. Bu konuda mekan önerisi vermek gerekirse de Leylan Cafe’ye gidebilirsiniz. Cafe, 2 öğretmen tarafından açılmış. Eski Mardin bölgesinde bulunmaktadır.

Diğer bir tavsiyem Arap coğrafyasına özgü, birkaç kez demlenerek hazırlanan acı kahve Mırra. Acı ve koyu olması nedeniyle ufak bardakta içilmektedir. Mırra‘nın bir de şöyle bir hikayesi var. İkram edilen kahveyi içtikten sonra size veren kişiye geri vermeniz gerekir. Eğer ki masaya bırakırsanız, size veren kişiyi evlendirmeniz gerekir. O kişi evli ise de fincanı altınla doldurup geri vermelisiniz.

Benim gitme imkanım olmadı ama sıra gecelerine katılabilirsiniz.

Mardin Çevresinde Gezilecek Yerler

View this post on Instagram

Dara Antik Kenti, Mardin merkeze 30 km uzaklıktadır. Yukarı Mezopotamya’nın en önemli yerleşirim yerlerindendir. 505 yılında Doğu Roma imparatorluğunun doğu sınırını Sasanilerden korumak amaçlı garnizon kenti olarak kurulmuştur. Kaya içine oyular yapılmış bir kenttir. 4 km lik bir alanda kurulmuştur. İçinde galeri mezarlık bulunmaktadır. Bir çok farklı medeniyete ev sahipliği yaptığı gözlenmiş. Henüz % 30 luk bölümü ortaya çıkarılmıştır. Burası için Mardin’İn Efes’i denmektedir. Mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri.. 💎✏️✏️ ✏️💫🇬🇧 Dara Antik city is 30 km away from the center of Mardin. It is the most important settlement of Upper Mesopotamia. It was established as a garrison city in 505 to protect the eastern border of the Eastern Roman Empire from the Sassanids. It is a city built into the rock. An area of ​​4 km has been set up. There is a gallery cemetery in it. It was observed that many different civilizations hosted it. Yet, 30% of it is uncovered. One of the places that must be seen. 💎 #mardin#gezgin #daraantikkent #cityscape #vscoturkey #lightroom #worldprime #interrailturkiye #gezginguru #yolacikyolacik #travelblogger #worldandtraveler #instago #mytravelgram #likefor #travelpic #travelblog #antikşehir #cokgezenlerkulubu #mezopotamya #wanderlust #worldandtraveler #milliyetrota #gezlist

A post shared by Elifinatlasi (@elifhrr) on

Dara Antik Kenti ,Mardin’in 30 km güneydoğusunda bulunan Oğuz köyünde yer almaktadır. Tarihte Yukarı Mezopotamya’nın en önemli yerleşim yerlerinden birisi olan Dara, İmparator Anastasius‘un (491-518) girişimleriyle 505 yılında, Doğu Roma İmparatorluğu’nun doğu sınırını Sasanilere karşı korumak için askeri amaçlı bir garnizon kenti olarak kurulmuştur.

Kaya içine oyulan yapılardan oluşan ve geniş bir alana yayılan Dara Antik Kenti’nin çevresi 4 kilometrelik bir surla korunmuştur. İç kale, kentin kuzeyinde ve 50 metre yüksekliğindeki tepenin üst düzlüğüne kurulmuştur. Kent içinde kilise, saray, çarşı, zindan, tophane ve su bendi kalıntıları halen görülebilmektedir. Ayrıca köyün etrafında tarihleri Geç Roma Dönemi’ne kadar giden mağara evlere rastlanmaktadır.

Yapılan kazılar sonuçunda %30 luk bölümü gün yüzüne çıkmış durumda. Bir medeniyetin izlerini taşıyan bu yer tüylerimi diken diken etti. Yapılan kazılarda Dara’da , Nekropol alanının uzun dönemler kullanıma tabi tutulduğu, çeşitli dönemlerde farklı kültür ve inançlara ait gömüler yapıldığı anlaşılmış ve 2010 yılında galeri mezarda yapılan kazılar sırasında, mezarın alt katında yüzlerce insana ait mezar açığa çıkarılmıştı. Bu mezarların kutsal kitaplarda ruhlara nefes verilmesi ve yeniden dirilişin canlandırıldığı, ‘Ezekiel-Ölüleri Dirilten Peygamber‘ ile ilişkilendirildiği ve bu insanların yeniden dirileceklerine inandıkları gün için bu mezarda toplandıkları tespit edilmişti. M.S. 6ncı Yüzyıl’da oluşturulan bu alanın Hıristiyanlık inancındaki, yeniden diriliş ayinleri için Romalılar tarafından inşa edildiği, toplu bir mezarlık alanı olduğu ve dünyada başka örneğinin olmadığı anlaşıldığından, buluntuların insitü olarak korunmasına karar verilmişti.

Şuan ücretsiz olarak gezebileceğiniz bu eşsiz yer görülmeye oldukça değer. Mardin merkezden buraya nasıl gidilir derseniz araçınız varsa Mardin-Nusaybin karayolunun 8 km kuzeyinde bulunmaktadır. Araçınız yoksa Mardin merkezden servislerin olduğu bilgisini aldım ama bir türlü denk gelemediğim için bir taksi ile anlaşıp gittim. Taksiye gidiş-geliş 90 TL ödedim.

Mardin’den artık dönme vakti geldiğinde, eksik birşeyler yaptığımı ya da bişeyleri unuttuğum hissi ile ayrıldım. Buranın o otantik havası beni öyle sarmış ki bir yanım Mardin sokaklarında kaldı.

Kaynak : https://elifinatlasi.com/mezopotamyanin-kadim-sehri-mardin-gezisi/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here