Komşu Diyar: Dedeağaç – Alexandroupoli Gezi Rehberi

0

Alexandroupoli Gezi Rehberi

İpsala Sınır Kapısı‘nın yarım saat uzağında yer alan Alexandroupoli yani nam-ı diğer Dedeağaç son zamanların en dikkat çekici rotalarından biri. Hakkında baya bir şey duyduktan sonra gitmemek olmaz dedik ve çıktık yola. Komşu da olsa hem bize benzeyen hem de bizden bambaşka tarafları var bu küçük şehrin ve insanlarının. İyisiyle kötüsüyle birkaç kez bu deneyimi yaşadıktan sonra Alexandroupoli Gezi Rehberi ‘mi şöyle bir güncelleyeyim ve sizinle paylaşayım istedim.

ULAŞIM

Hemen şuracıkta olsa da bir Avrupa şehri olduğu için Schengen vizesi ile giriş yapmak gerekiyor ve kapı vizesi uygulaması yok. İstanbul Avrupa yakasından otobüsle 5 veya 6 saat, özel araçla 4 saat civarında sürecek olan bir yolculukla Alexandroupoli’ye ulaşım oldukça rahat. Pek çok firmanın belirli saatlerde İstanbul Otogar’dan seferleri mevcut.

Otobüs firmalarının hareket saatleri genelde 21:30 ve 22:00 şeklinde. Böyle de olunca haliyle oraya gece 2 veya 3 sularında varılıyor. Bu benim için pek problem olmadı ancak çocuklu aileler için zor olabilir. Özel araçla gidenler için tabiki bu süreyi ayarlamak oldukça kolay.

Bu arada farklı sınır kapılarını kullanarak da ulaşanlar varmış sanırım ancak bizzat denemediğim için yanlış yönlendirmek istemiyorum. Siz bunu bir araştırabilirsiniz.

Çok rağbet gören bayram gibi zamanlarda gitmek bu belirttiğim süreleri maalesef uzatıyor. Sınır kapısında beklenen uzun kuyruklar bu işin cefası demek yalan olmaz. Özel araçla gitmek bu süreyi biraz daha düşürebilir ancak gözlemlediğim kadarı ile otobüs firmalarının çalışanları gide gele gümrükteki memurlarla tanışık olmuşlar ve işleri biraz daha hızlı yürütebiliyorlar. Kışın gittiğimde pasaport kontrolü için otobüsten hiç inmediğim zamanları bilirim 🙂

KONAKLAMA

Şehir merkezinde ve şehir dışında çok fazla otel seçeneği var ancak bunların hiç biri beni tam olarak tatmin etmiyor maalesef. Buraya gelince kesinlikle merkezde kalmak lazım ancak buradaki oteller gerçekten çok eski.

Tüm bu karmaşa nedeniyle ben Airbnb tercih ediyorum. Size de böyle yapmanızı öneririm. Hem daha rahat hem de daha ekonomik oluyor.

Airbnb nedir diye sorarsanız sizlere aşağıdaki linki okumanızı tavsiye ederim.

Airbnb Nedir? Nasıl kullanılır ve konaklanır?

ŞEHİRDE YAŞAM

Evinizde gibi hissediyorsunuz klişesini burada es geçmek pek de mümkün değil. Tarihte bu iki devletin hep iç içe yaşamasından olsa gerek Yunanistan’da genel olarak yabancı hissetmek gibi bir durum olmuyor. Alexandroupoli de coğrafi konum itibariyle bize yakınlığıyla tam bir komşu köy.

Yaz mevsiminde plajları, güzel havası, sahil restoranlarıyla birlikte oldukça keyifli olduğu aşikar. Ancak burayı ziyaret her mevsim eğlenceli bana kalırsa. İnsanların sıcaklığı ve eğlence anlayışları buraya sıklıkla gelmek için geçerli bir sebep. Alexandroupoli’de neler yapılır sorusunun cevabı çok da uzun değil aslına bakarsanız. Sahilde koca bir fener var ve bu fenerin iki yanı boyunca uzanan kıyı hattı. Kafeler ve restoranlar, ara ara parklar da burayı keyifli hale getiriyor. Yaz mevsimi boyunca bu kıyı hattı akşamları araçlara kapatılıyor ve havanın kararmasıyla o geniş cadde panayır yeri gibi hareketli bir hal alıyor. Denize kıyısı olup da bir de sahili olan şehirlerde büyüyenler veya yaşayanlar iyi bilir, yaz akşamları deniz havasını içine çeke çeke yürüyüş yapmak gibisi yoktur.

Şehir turu atarken uğrayabileceğiniz bir diğer nokta da Etnografya Müzesi.

YEME – İÇME

Alexandroupoli’den gerçekten keyif almak için ise burayı, eğlence hayatıyla, yemek kültürüyle birlikte yaşamak gerekir.

Şehrin aynı Bağdat Caddesi gibi Dimokratias adından geniş bir caddesi var ve bu cadde üzerinden aradığınız her şeyi bulabilirsiniz. Zaten şehrin kalbi sahil hattı ve bu cadde üzerinde atıyor.

Kahvaltı saati daha çok börek, kruvasan gibi hamur işleriyle geçiştirmek şeklinde olunca buna ayak uydurup fırından yeni çıkmış poğaçaları yemek için Fratelli Street 327’yi tercih ediyorum her seferinde. Sıcakkanlı ve bonkör işletmecileri, taze ve yeni lezzetleri hemen tattırmak için önümüze koyuverip gidiyorlar. Burada Philadelphia peynirli ve jambonlu olanı denemek lazım derim.

Öğle yemekleri eğer yazın buraya geldiyseniz plajda atıştırmalıklarla, kışın geldiyseniz sokak aralarındaki yerel restoranlarda yenilen enfes lezzetlerle geçiyor.

İşin en heyecanlı kısmı ise akşam yemekleri. Merkezde yer alan tavernaların birçoğu zamanda yolculuk yapıyormuşsunuz gibi hissetmenizi sağlıyor. Duvardaki resimler, fotoğraflar, içerde çalan müzikler, masalar ve ahşap ağırlıklı dekorasyon. Tavernaların birçoğu bu ambiyansa sahip ve aynı sokak üzerinde yer alıyor. Bir kısmı da sahil boyunca yan yana dizilmiş durumda. Gönlümü fetheden tavernalara örnek olarak gün içindeki yemek molasına Καναβίδης, akşam yemeğine ise Loukoulos verilebilir. Fiyatların uygunluğu ve yemeklerin lezzetini ben anlatmadan siz gidip tecrübe etmelisiniz.

Loukoulos‘a alternatif birkaç yer denedim ancak yine de dönüp dolaşıp soluğu burada aldım. Fiyat performası yüksek, kaliteli mekanların önde geleni diyebilirim.

Καναβίδης’ın köfte, tzatziki ve parça et’lerini, Loukoulos’un da deniz mahsülleri’ni ve mezelerini özellikle tavsiye ediyorum. Tatlı onlardan ve yine büyük bir porsiyonlar şeklinde.  Yunanistan‘a gidenler bilir tatlı her zaman onların ikramıdır.

Bir de bonus vereyim. Gece çorbası sevenlere ilginç ama tanıdık bir öneri ise paça, işkembe, tavuk suyu çorbası yapan Ta Matakia. Mekanların isimleri, sahipleri, yerleri değişiyor ancak fiyatların uygun ve porsiyonların büyük oluşu hep aynı.

Yunanistan’ın herhangi bir kentinde olduğu gibi burada da gün içinde yapılabilecek en güzel aktivitelerden biri frapenizi yudumlamaktır. Bu frape pek de bizim alışık olduğumuz gibi değil, hatta çok daha güzel. Kahve molası için Il Gusto, Alter Ego, Soho önerilerim arasında.

PLAJLAR

Alexandroupoli’yi yazın tercih edenler için en güzel aktivite ise tabii ki plajların tadını çıkartmak. Bunun için doğru adres Makri Köyü’nün kıyısında uzanan plaj. Otobüs veya taksiyle ulaşım oldukça kolay. Kalabalık gittiyseniz taksiye binmek bütçeyi sarsmaz ama otobüs varken ve hemen ulaşabileceğiniz bir noktadayken paranız cebinizde kalsın bence.

Makri Köyü‘nde yanyana çok sayıda işletme var. Hemen hemen benzer fiyatlara ve tarzlara sahipler ancak ben tercihimi hep Ammo Ammo‘dan yana yaptım. Hiç de pişman olmadım. Gittiğiniz güne göre “happy hour” saatine denk gelebilir, gününüzü daha da canlandırabilirsiniz.

Günün ve sizin koşullarınıza da bağlı olarak ziyaret edilebilecek noktalardan bir diğeri  Samothraki  Adası (Semadirek).  Alexandroupoli’den kalkan motorlarla iki saati aşkın süren bir yolculuk sonrası, Türkiye’den de açık havalarda görünen bu adaya ulaşım mümkün. Zamanı ve merakı olanlar için güzel bir durak olduğunu düşünüyorum. Ben bir kere gitmek için yeltendim ancak lodos maalesef buna izin vermedi.

GECE HAYATI

Uzaktan küçücük görünen bu kente gelince buz dağının görünmeyen yüzüyle karşılaşıyorsunuz önce. Genç nüfusu ve haliyle buna göre şekillenen hayat tarzı ilk anda hissediliyor. Gece Alexandroupoli‘de hiç bitmiyor ve sizi oldukça şaşırtıyor.

Gece kulübü gibi seçeneklerin yanısıra Yunan gazinosu görmek isteyenler de unutulmamış. Ben bu şekilde Pico by Night adlı bir mekana gittim ve hiç unutamayacağım akşamlardan birini yaşadım. Yunan kültürünü seven biri için gerçekten müthiş bir atmosferi vardı.

Gündüz deniz ve güneş, akşam Rum esintilerinin ve tınılarının doldurduğu, tadına doyum olmayan yemeklerin süslediği masalar için Alexsandroupoli, tam da aranan adres. Haftasonu ne yapsam, nereye gitsem, Yunanistan‘dan vize aldım ama nerden giriş çıkış yapsam da bunu uzun uzun kullansam diye soranlar için en güzel cevaptır Dedeağaç. Pişman olmayacağınıza eminim. Alexandroupoli Gezi Rehberi, Alexandroupoli Gezi Rehberi, Alexandroupoli Gezi Rehberi, Alexandroupoli Gezi Rehberi, Alexandroupoli Gezi Rehberi, Alexandroupoli Gezi Rehberi,

Önceki İçerikTadılması Gereken Kayseri Yemekleri – Kayseri Mutfağı
Sonraki İçerikFasnacht Karnavalı: Ren Bölgesinde Dünya’nın En Çılgın Karnavalı
Farklı yerler görmenin, görmekten de öte buraları yaşamanın bana verdiği hazzı yaklaşık sekiz sene önce keşfettim. Bunu farkettiğim andan itibaren de kendimi hep bir yerlerde buldum. Seyahat etmenin altında yatan derin ve yaşamaya değer duygular da vazgeçilmezim oldu. Bazen bir yerleri gidip görmek, bazen yeni insanlar tanımak, bazen bambaşka bir lezzet tatmak, bazen yalnız kalmak.. Hepsi çok başka ve kendine has tecrübeler kazanmamı sağladı. Gittiğim toprakla, gördüğüm insanla bir olmak, bütün olmak çok keyifli olmaya başladı. Bu tutku fotoğrafla da birleşince bu zamana kadar yapmam gerekenle yolumun çok geç kesiştiğini gördüm. Beni çok heyecanlandıran bir şeyi insanlarla paylaşmak, hissettiğimin onlara geçmesi hep yapmak istediğimdi. Şimdi kalemimle gözlerim birleşti ve yakaladığım, bende özel olan o anları, dünyaları başkalarına aktarabiliyorum. Uzaklar beni sık sık çağırıyor. O sesi yürekten duymaya devam ettikçe de yollar bitmiyor..
PAYLAŞ

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here