2 Tam 2 Yarım Günde – Berlin Gezi Rehberi

0
229
Gösterim

4 günlük kısa Bayram tatiline sığdırmaya çalıştığımız Berlin seyahatimizde bu güzel şehrin tadı damağımızda kaldı diyebilirim. Kısıtlı zamanda en verimli şekilde şehri gezebilmek için izlediğimiz rotayı bu yazımda kısaca anlattım. Gittiğimiz mekanlarla ilgili daha detaylı bilgilere Berlin Gezi Rehberi yazımdan ulaşabilirsiniz. Ayrıca aşağıda linkini bulabileceğiniz Berlin yeme – içme rehberimi de gitmeden okumanızı öneriyorum.

Berlin 1.Gün // Cumartesi – Yarım gün

İstanbul’dan 12:00 ‘da kalkan uçağımız, 4 saatlik bir uçuş sonrası Berlin saati ile 13:50’de Berlin Tegel Otto Lilienthal Havalimanı‘na indi. Valizlerimiz kabin boy olduğundan hiç beklemeden direk pasaport kontrolü kuyruğuna girdik. Pasaporttan geçtikten sonra çıkış kapısının oradan 100 numaralı otobüse binerek  ortalama 20 dakikada şehir merkezine ulaştık.

Odamıza yerleştikten sonra dışarıya çıkıp gezmeye başladığımızda saat 4 civarıydı. Öncelikle Brandenburg Kapısını görmeye gittik. Yolda rastladığımız pedal çevirerek giden bira içilen mobil bisikletimsi aracı görüp, daha sonra denemeyi düşündük ancak diğer günler buna pek fırsatımız olmadı. Rota, fiyat ve kalkış yerleri bilgilerine internet siteleri üzerinden ulaşabilirsiniz. Deneyimleyenleriniz olursa veya olduysa benimle de paylaşırsanız çok sevinirim!

Uçakta bir şeyler yemiştik ancak Unter den Linden caddesinde gezerken Berlin yeme içme rehberinde bahsettiğim gibi insanların önündeki tabakları gördüğümüzde kayıtsız kalamadan LebensArt‘a girip 2 bira 2 Currywurst siparişi verdik.

Güzel bir yemeğin üzerine Unter den Linden caddesini boylu boyunca yürüyerek St.Mary Kilisesi, Neptün Çeşmesi, St.Nicolai Kilisesi, Rotes Rathaus ve Berlin televizyon kulesinin bulunduğu meydanda biraz vakit geçirdik.

Yürümeye devam ettiğimizde meşhur Alexanderplatz meydanında biraz market, biraz da hediyelik eşya alışverişi yaptık. Ayrıca meydanda çok fazla yemek seçeneğiniz de var. Bu yüzden akşam yemeğini de burada yedik.

Gün batımında Berlin’de en sevdiğim yapı olan Berlin Katedrali önünde gün batımını seyrettik. Gün bizim için baya erken başladığından güneş batınca artık otele geri dönmeye karar verdik.

Berliner Dom – Berlin Katedrali

Bugün izlediğimiz rotanın haritasını aklınızda şekillenmesi için aşağıya bırakıyorum.

Cumartesi – Yarım Gün

Berlin 2.Gün // Pazar – Tam gün

Otelimizde güzelce kahvaltı ettikten sonra pazar sabahı ayinini kaçırmamak için Berlin katedraline gittik. Bahçesinde biraz dolandıktan sonra saat 10’a doğru çanların çalmasıyla içeri girdik ve tam 10:00’da tören başladı.

Törenden sonra katedralin hemen çevresinde bulunan müzeler adasını gezdik. Pergamon müzesine girmeyi planlamıştık ancak 2024 yılına kadar kapalı olduğunu öğrendiğimiz için biraz hayal kırıklığına uğradık. Diğer müzeler pek ilgi alanımıza girmediği için sadece dışardan gözlemledik ve geleneksel Hop On – Hop Off turuna başlamak için Müzeler Adası durağında beklemeye başladık.

Turun ilk yarısında Brandenburg Kapısı durağında inmeye karar vererek Holocaust anıtı, Parlamento binasını ve Tiergarten‘e uğrayıp resim çektik. Parlamento binasının cam kubbesine çıkma fırsatımız olmadı çünkü kısıtlı zamanımızda çok fazla yer görmek istediğimiz için tercihi bu yönde yaptık. Brandenburg Kapısı‘na geri döndüğümüzde Starbucks’tan kahvelerimizi ve meydandaki amcadan Bagel‘ımızı alarak biraz dinlendik ve turu devamı için otobüsümüze döndük.

Bu sefer Potzdamer meydanı durağında indik, bir anda başlayan yağmurdan korunmak için meydanda kurulan pazar çadırlarından birinin içine girdik. Sonra yağmur biraz dinince yürümeye devam ettik ve Checkpoint Charlie‘ye geldik. Tam karşısındaki Einsten Cafe‘de sıcak çikolata ve kahve içtik.

Sonrasında otobüse binerek bu sefer Gendermanmarkt durağında indik. Konzerthaus, Fransız Katedrali ve Alman Katedralini gezdik. Sonra da Einstein Cafe’de Sandviç ve almanlara özgü elmalı ve muhallebili bir tatlı olan Apfelstrudel yedik.

Sonrasında otele dönerek üstümüzü değiştirdik ve Alexanderplatz meydanındaki Mimo‘da akşam yemeği yedik.

Bugün izlediğimiz rotanın haritasını aklınızda şekillenmesi için aşağıya bırakıyorum.

Pazar – Tam Gün

Berlin 3.Gün // Pazartesi – Tam Gün

Sabah güzel bir kahvaltı sonrası gitmek için can attığım bir cafe’yi bulmak için yola çıktık.  House of Small Wonder‘a en yakın durakta inip cadde boyunca ara sokaklardan cafe’ye ulaşırken yolda bir çok farklı binaya da rastladık. Soldaki her yeri bariyerlerle kaplı tam yanında polis karakolunun bulunduğu binanın ne binası olduğunu bilemedik. Sağdaki ise 1800lerde inşa edilip sonradan restore edilen Yeni Sinagog (Stiftung New Synagogue – Centrum Jedaicum ). İçerisini çok merak ettik ancak biz çok erken gittiğimizden dolayı kapalıydı. Eğer siz denk gelirseniz içerisindeki küçük müzeyi gezebilirsiniz.

Ne olduğunu bilmediğimiz binanın karşı sokağından girdikten sonra ilk sağa dönüp sokağın sonunda House of Small Wonder‘a ulaştık. Cheesecake ve kahvelerimizi içtik. Sonrasında otobüsten indiğimiz durağa geri döndük ve sarı tur ile East Side Gallery‘e doğru yola çıktık.

House of Small Wonder

Batı ve Doğu Berlin’i ayıran Berlin duvarı  üzerine sokak sanatçıları tarafından yapılan Graffitiler muazzam. Yaklaşık 1 saatimizi bu duvardaki graffitileri inceleyerek geçirdikten sonra Oberbaumbrücke köprüsünden yayalar için olan alt bölümünden yürüyerek Doğu Berlin tarafına geçtik.

Köprünün hemen öbür tarafında yine köprünün altında meşhur Burgermeister‘da hamburgerlerimizi yedik. Yemek sonrasında bir kahve molası için ünlü Ramones grubunun konsepti ile düzenlenmiş yine grupla aynı isimdeki cafede biraz dinlendik. Doğu tarafından pek gezilecek yerler için zaman ayırmamıştık bu yüzden köprüden geri Batı tarafına yürüyerek otobüsümüze bindik.

East Side Gallery sonrası sarı turun geri kalanını da gezdikten sonra otelimize geri döndük. Yarın son günümüz olduğundan sabah çıkıp alışverişe zaman ayırabilmek için bavullarımızı akşamdan hazırlayıp yattık.

Bugün izlediğimiz rotanın haritasını aklınızda şekillenmesi için aşağıya bırakıyorum.

Pazartesi – Tam Gün

Berlin 4.Gün // Salı – Yarım gün

Sabah erkenden kalkıp güzelce kahvaltımızı yaptıktan sonra son kez Berlin sokaklarından geçerek Alexanderplatz meydanına gittik. Meydanda daha önce alamadığımız bir kaç hediyelik eşya için gezdik ve sonrasında Primark‘tan alışveriş yaptık. Sonra arkadaşlarımıza Berlin’den bir hatıra olarak aldığımız kartpostalları postaladık.

Çok fazla vaktimiz olmadığı için kısa zamanda hızlıca gezerek otele geri döndük. Bavullarımız hazırdı, bu yüzden aldıklarımızı da sırtı çantalarımıza yerleştirerek geldiğimiz gibi 100 numaralı otobüs ile havalimanına gittik.

Berlin havalimanı el bagajlarında taşınan sıvılar için diğer havalimanlarından daha sıkı denetim yapıyor. Bu yüzden kapıya giderken geçilen xray’lerde uzun kuyruklar oluyor. Ayrıca xray’ler sonrası pek fazla duty free olmadığını da söylemem gerek. Kahve ve yiyecek alınabilecek bir bar ve boarding zamanından yarım saat öncesine kadar kilit altında tutulan küçük bir duty free var. Çikolata ve parfüm gibi klasik ürünler mevcut ancak her aradığınızı bulmanız mümkün değil. Bu sebeple Berlin havalimanı duty free kısmına pek güvenmeyin derim ben.

Yazımı okudun ama aklında sormak istediğin sorular mı var? Bana sosyal medya üzerinden ulaşabilirsin!

Instagram hesabım : piecesofsera

Önceki İçerikBebekle Veya Çocukla Seyahat
Sonraki İçerikYeryüzündeki Saklı Cennet: Keşmir
Merhaba! Ben elimden geldikçe gezmeyi, yeni yerler keşfetmeyi, fotoğraf çekmeyi, kitap okumayı çok seviyorken iş hayatının bana tanıdığı kısıtlı vakitlerde bunlara zaman ayırmaya çalışıyorum. Eğer sen de biraz olsun benimle uzaklaşmak istersen buralardan veya kendine zaman ayırma fırsatı yaratırsan, yazılarımı okuyup sosyal medya üzerinden beni takip edebilirsin. Takip etmekle yetinmeyip sen de gezdiğin yerleri, okuduğun kitapları benimle paylaşmak istersin diye umuyor ve Instagram hesabım @piecesofsera üzerinden mesajlarını bekliyorum!
PAYLAŞ

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here